<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[SkandalForum - Türk Forum Sitesi / Best site - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://www.skandalforum.com/</link>
		<description><![CDATA[SkandalForum - Türk Forum Sitesi / Best site - http://www.skandalforum.com]]></description>
		<pubDate>Sun, 23 Nov 2008 12:55:52 +0200</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Kopenhag'ın futbolcuları aldıkları her galibiyet sonrası porno cd ile ödüllendiriliyo]]></title>
			<link>http://www.skandalforum.com/showthread.php?tid=5383</link>
			<pubDate>Sat, 22 Nov 2008 23:17:12 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.skandalforum.com/showthread.php?tid=5383</guid>
			<description><![CDATA[:WOT:Her galibiyete 2 porno cd! <br />
<br />
<br />
Danimarka takımlarından Kopenhag'ın sponsoru BN Agentur, takımın aldığı her galibiyet sonrası futbolculara piyasaya en son çıkan porno filmlerden 2'şer adet hediye ediyor.. <br />
Teşviğin böylesi görülmedi... Danimarka 1. Lig ekiplerinden Kopenhag'ın futbolcuları aldıkları her galibiyet sonrası porno cd ile ödüllendiriliyor. Kulübün sponsorlarından BN Agentur tarafından piyasaya en son çıkan cd'lerden 2'şer tane dağıtılan takımın galibiyet sayısının arttığı belirtiliyor. Danimarka'nın BT Gazetesi, şu an ligde Odense'nin 1 puan gerisinde 2. sırada olan Kopenhaglı oyuncuların bu durumdan oldukça memnun olduğunu ve bu prim sonrası daha iyi oynadıklarını yazdı.<br />
<br />
SPONSORLUĞUMUZ İŞE YARIYOR <br />
BN Agentur'un sözcüsü Peter Jensen ise gazeteye yaptığı açıklamada, "Futbolcuların hemen etkilendiklerini araştıramayız ama bu uygulamayı devam ettireceğiz. Biz takımın motivasyonunu artırdığını düşünüyoruz. 5 yıl önce Kopenhag Kulübü, basının baskısıyla bizimle olan kontratlarını sona erdirmek istemişti ama görülüyor ki bizim sponsorluğumuz işe yarıyor" ifadesini kullandı. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[:WOT:Her galibiyete 2 porno cd! <br />
<br />
<br />
Danimarka takımlarından Kopenhag'ın sponsoru BN Agentur, takımın aldığı her galibiyet sonrası futbolculara piyasaya en son çıkan porno filmlerden 2'şer adet hediye ediyor.. <br />
Teşviğin böylesi görülmedi... Danimarka 1. Lig ekiplerinden Kopenhag'ın futbolcuları aldıkları her galibiyet sonrası porno cd ile ödüllendiriliyor. Kulübün sponsorlarından BN Agentur tarafından piyasaya en son çıkan cd'lerden 2'şer tane dağıtılan takımın galibiyet sayısının arttığı belirtiliyor. Danimarka'nın BT Gazetesi, şu an ligde Odense'nin 1 puan gerisinde 2. sırada olan Kopenhaglı oyuncuların bu durumdan oldukça memnun olduğunu ve bu prim sonrası daha iyi oynadıklarını yazdı.<br />
<br />
SPONSORLUĞUMUZ İŞE YARIYOR <br />
BN Agentur'un sözcüsü Peter Jensen ise gazeteye yaptığı açıklamada, "Futbolcuların hemen etkilendiklerini araştıramayız ama bu uygulamayı devam ettireceğiz. Biz takımın motivasyonunu artırdığını düşünüyoruz. 5 yıl önce Kopenhag Kulübü, basının baskısıyla bizimle olan kontratlarını sona erdirmek istemişti ama görülüyor ki bizim sponsorluğumuz işe yarıyor" ifadesini kullandı. ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İşsizlik parası nasıl alınır?]]></title>
			<link>http://www.skandalforum.com/showthread.php?tid=5382</link>
			<pubDate>Fri, 21 Nov 2008 23:44:58 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.skandalforum.com/showthread.php?tid=5382</guid>
			<description><![CDATA[Son üç aylık dönemde İşsizlik Sigortası Fonu'ndan işsizlik ödeneği almak için başvuruda bulunanların sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 55 arttı.<br />
<br />
Geçen yılın Ağustos, Eylül ve Ekim aylarında İŞKUR'a işsizlik maaşı almak için toplam 56 bin 873 kişi başvururken, bu yılın aynı döneminde başvuruda bulunanların sayısı 88 bin 592'ye yükseldi.<br />
<br />
İşsizlik ödeneği 31 Ekimden 19 Kasıma kadar ise 29 bin 601 kişi İŞKUR'A başvurdu.<br />
<br />
Uygulamanın başladığı Mart 2002'den 31 Ekim 2008'e kadar 1 milyon 345 bin 909 kişi İŞKUR'dan işsizlik ödeneği almak için talepte bulundu. Ödenek almaya hak kazanan 1 milyon 199 bin 248 kişiye, 1 milyar 707 milyon 221 bin 679 YTL 55 YKr verildi.<br />
<br />
İşsizlik Sigortası Fonu'nun toplam varlığı ise 36 milyar 711 milyon 743 bin 714 YTL'ye ulaştı.<br />
<br />
Öte yandan son üç aylık dönemde işsizlik ödeneği almak için başvuranların sayısı geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 55 artış gösterdi.<br />
<br />
İŞSİZLİK SİGORTASINA HAK KAZANMA ŞARTLARI<br />
<br />
İşsizlik sigortası hizmetlerinden, işsizlik sigortası kapsamındaki bir iş yerinde çalışırken; çalışma istek, yetenek, sağlık ve yeterliliğinde olmasına rağmen, kendi istek ve kusuru dışında işini kaybeden sigortalı işsizler faydalanabiliyor.<br />
<br />
Ayrıca işsizlik sigortasından yararlanabilmek için işsizlerin, hizmet akdinin feshinden önceki 120 günü sürekli olmak üzere, son üç yıl içinde en az 600 gün süre ile işsizlik sigortası primini ödemiş olmaları ve işten çıkış tarihinden itibaren 30 gün içerisinde işveren tarafından düzenlenmiş olan İşten Ayrılma Bildirgesi ile Türkiye İş Kurumuna şahsen başvuruda bulunarak iş almaya hazır olduklarını bildirmeleri gerekiyor.<br />
<br />
İşsizlik sigortasına sigortalı yüzde 1, işveren yüzde 2, devlet yüzde 1 oranında prim ödüyor. İşçinin sigortalılık durumunun herhangi bir nedenle sona ermesi durumunda; o ana kadar, işçiden ve işverenden kesilmiş bulunan işsizlik sigortası primleri ile devlet katkı payı iade ediliyor.<br />
<br />
İşsizlik ödeneğine hak kazanan sigortalı işsizler, işsizlik ödeneğinin yanı sıra Genel Sağlık Sigortası primlerinin yatırılması, iş gücü piyasası ve mesleki eğitim alanında danışmanlık hizmeti, meslek geliştirme, edindirme ve yetiştirme eğitimi, yeni bir iş bulma hizmetlerinden yararlanıyor.<br />
Günlük işsizlik ödeneği, sigortalının son dört aylık prime esas kazançları dikkate alınarak bulunan günlük ortalama brüt kazancının yüzde kırkı olarak hesaplanıyor ve işten ayrılmadan önceki son 3 yıl içerisinde; 600 gün prim ödemiş olanlara 180 gün, 900 gün prim ödemiş olanlara 240 gün, 1080 gün ve daha fazla prim ödemiş olanlara 300 gün süre ile ödeniyor. <br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Son üç aylık dönemde İşsizlik Sigortası Fonu'ndan işsizlik ödeneği almak için başvuruda bulunanların sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 55 arttı.<br />
<br />
Geçen yılın Ağustos, Eylül ve Ekim aylarında İŞKUR'a işsizlik maaşı almak için toplam 56 bin 873 kişi başvururken, bu yılın aynı döneminde başvuruda bulunanların sayısı 88 bin 592'ye yükseldi.<br />
<br />
İşsizlik ödeneği 31 Ekimden 19 Kasıma kadar ise 29 bin 601 kişi İŞKUR'A başvurdu.<br />
<br />
Uygulamanın başladığı Mart 2002'den 31 Ekim 2008'e kadar 1 milyon 345 bin 909 kişi İŞKUR'dan işsizlik ödeneği almak için talepte bulundu. Ödenek almaya hak kazanan 1 milyon 199 bin 248 kişiye, 1 milyar 707 milyon 221 bin 679 YTL 55 YKr verildi.<br />
<br />
İşsizlik Sigortası Fonu'nun toplam varlığı ise 36 milyar 711 milyon 743 bin 714 YTL'ye ulaştı.<br />
<br />
Öte yandan son üç aylık dönemde işsizlik ödeneği almak için başvuranların sayısı geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 55 artış gösterdi.<br />
<br />
İŞSİZLİK SİGORTASINA HAK KAZANMA ŞARTLARI<br />
<br />
İşsizlik sigortası hizmetlerinden, işsizlik sigortası kapsamındaki bir iş yerinde çalışırken; çalışma istek, yetenek, sağlık ve yeterliliğinde olmasına rağmen, kendi istek ve kusuru dışında işini kaybeden sigortalı işsizler faydalanabiliyor.<br />
<br />
Ayrıca işsizlik sigortasından yararlanabilmek için işsizlerin, hizmet akdinin feshinden önceki 120 günü sürekli olmak üzere, son üç yıl içinde en az 600 gün süre ile işsizlik sigortası primini ödemiş olmaları ve işten çıkış tarihinden itibaren 30 gün içerisinde işveren tarafından düzenlenmiş olan İşten Ayrılma Bildirgesi ile Türkiye İş Kurumuna şahsen başvuruda bulunarak iş almaya hazır olduklarını bildirmeleri gerekiyor.<br />
<br />
İşsizlik sigortasına sigortalı yüzde 1, işveren yüzde 2, devlet yüzde 1 oranında prim ödüyor. İşçinin sigortalılık durumunun herhangi bir nedenle sona ermesi durumunda; o ana kadar, işçiden ve işverenden kesilmiş bulunan işsizlik sigortası primleri ile devlet katkı payı iade ediliyor.<br />
<br />
İşsizlik ödeneğine hak kazanan sigortalı işsizler, işsizlik ödeneğinin yanı sıra Genel Sağlık Sigortası primlerinin yatırılması, iş gücü piyasası ve mesleki eğitim alanında danışmanlık hizmeti, meslek geliştirme, edindirme ve yetiştirme eğitimi, yeni bir iş bulma hizmetlerinden yararlanıyor.<br />
Günlük işsizlik ödeneği, sigortalının son dört aylık prime esas kazançları dikkate alınarak bulunan günlük ortalama brüt kazancının yüzde kırkı olarak hesaplanıyor ve işten ayrılmadan önceki son 3 yıl içerisinde; 600 gün prim ödemiş olanlara 180 gün, 900 gün prim ödemiş olanlara 240 gün, 1080 gün ve daha fazla prim ödemiş olanlara 300 gün süre ile ödeniyor. <br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Aldatanlar dikkat ! Kadınlar aldatan partnerini hisseder mi ?]]></title>
			<link>http://www.skandalforum.com/showthread.php?tid=5381</link>
			<pubDate>Thu, 13 Nov 2008 10:34:07 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.skandalforum.com/showthread.php?tid=5381</guid>
			<description><![CDATA[Anneannesi de aldatılan, kendisi de üç ilişkisinde ihanete uğrayan kadın, &#8216;Birini derinden seviyorsanız telepatik bir bağ oluşuyor. Aldatıldığınızı hissediyorsunuz&#8217; diyor<br />
<br />
Erkeklerin kadınlarla ilgili bilmediği şeylerden biri, altıncı hislerinin kuvvetli olduğudur. Belki de bunu bilseler aldatmaz, onları derinden yaralayan, neredeyse ölümden de kötü gördükleri &#8216;bir şey&#8217;le yaşamak zorunda bırakmazlardı. Gazeteci Şeyma N&#8217;nin duygularına sansür koymadan anlattıkları da aslında kadınların sezgilerinin ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. Şeyma N. anneannesinin de aldatıldığını söylerken, &#8220;Bu sanki kuşaktan kuşağa aktarılan bir miras gibi&#8221; diyor. Yarı yaşında bir kadınla aldatıldığını öğrenen Şeyma N. rekabet etmeyi aklından geçirmemiş, arkasını dönüp gitmiş...<br />
<br />
Evliyken mi aldatıldınız yoksa birlikteliğiniz sırasında mı?<br />
Evliyken de aldatıldım, birliktekilerim sırasında da... Eskiden bu durumu çok sorun eder, sorunun benden kaynaklandığını düşünürdüm. Bir kız arkadaşıma neden aldatıldığımı sorduğumda, &#8220;Çok anaçsın, ondandır&#8221; demişti. Bir erkek arkadaşım ise &#8220;Senden az mı kazanıyor?&#8221; diye sormuştu. Herkesin yaklaşımı farklı. Şimdi çok doğal karşılıyorum başıma gelenleri. Sadece benim başıma gelmiyor ki... Sanki kuşaktan kuşağa aktarılan bir miras bu. Anneannem de çok aldatılmış, ama o boşanmamış.<br />
<br />
Evliliğimde birçok kez aldatılmışım ama bunu boşandıktan sonra öğrendim. Boşandıktan sonraki süreçte iki ilişkimde de aldatıldım, ama bunları hemen hissettim. Diyebilirsiniz ki, evliliğinde aldatıldığınızı nasıl hissetmediniz? Bence tüm kadınlar aldatıldıklarını hissederler, ama eğer iç ve dış koşulları uygun değilse hissizleşirler. Fazla kurcalamazlar. 10 yıllık evliliğimi üç hafta içinde bitirdim, aslında ayrılmayı kafanıza koymuşsanız kimse sizi durduramaz.<br />
<br />
Erkek arkadaşınızla nasıl tanıştınız? Boşandıktan sekiz yıl sonra, yani ben henüz 42 yaşındayken karşılaştık. O benim ilk erkek arkadaşımdı. Çocukluk aşkı demek daha doğru. 20 yıl sonra karşılaştık. Karısından yeni ayrılmıştı, küçük bir oğlu vardı, benim de bir kızım. Karısı ve oğlu boşandıktan sonra İzmir&#8217;e yerleşmişlerdi. Benim eski sevgilim ise İstanbul&#8217;da yalnız yaşıyordu. Evliliği kötü gitmişti. Tabii, onun yalancısıyım. Eski albümlerini gösterdi. Karısı güzel ve akıllı bir kadına benziyordu. Fotoğraflarda da mutlu görünüyorlardı... Benim sevgilinin alkol sorunu vardı. Yıllar önce onu terk ettikten sonra ağır bir bunalıma girdiğini ve içkiye başladığını, uzun süre hiçbir kadınla ilişki yaşamadığını anlattı daha ilk rastlaşmamızda... &#8220;Senin yüzünden&#8221; diyerek beni suçladı. Bugün bulunduğum yerden onun insanları suçlayarak üste çıkan biri olduğunu düşünüyorum. Ama yıllar sonra eski sevgiliyi bulmanın heyecanıyla ben görmem gereken hiçbir şeyi görememişim, daha doğrusu görmemeyi seçmişim.<br />
<br />
Eski sevgiliyle yeni ilişki olmaz<br />
Kural bir, eski sevgiliyle yeniden sağlıklı bir ilişki kurmak zordur. Kural iki, yeni boşanmış ya da boşanma arifesinde bir adamla -hele hele bu adam suçu sürekli karısında buluyorsa- birliktelik insanın kendisini ateşe atması demektir. Kural üç, alkole düşkün bir adam içkiyi sizden çok sever. Kural dört, annesiyle ilişkisi kötü erkekler kadınlara düşmandır, günün birinde anneye duydukları öfkenin acısını sizden çıkarırlar. Yıllar önce ben akıllı bir genç kız iken, sevgilimden annesinin yüzünden ayrılmıştım. Kadın resmen ruh hastasıydı ve bizi kıskanıyordu. Beni herkesin içinde paylıyordu.<br />
<br />
Onunla nasıl bir ilişkiniz vardı?<br />
Sevgilim ressamdı. Bir tablosunu satar birkaç ay yatardı. En büyük sorun benim aradan geçen yılları hiç yaşanmamış varsaymamdı. Kaç kez bana onun gerçek halini görmediğimi ve bir hayaleti sevdiğimi söylemiştir. Bana, kafamdaki adamı sevdiğimi söylüyordu. Ben ise gerçeği kabul etmedim. Aslında iyi anlaşırdık. İkimiz de gülmeyi çok severdik. Ancak o içmeye başladığında değişiyor, çok konuşuyor ve agresifleşiyordu. Kimseyi beğenmiyor, herkesi çekiştiriyordu. Adını duyuramamış olmak onda kompleks yaratmıştı. İçkiliyken bana hiç fiziksel şiddet uygulamadı, ancak sözleriyle yaralıyordu.<br />
<br />
İlişkimizin ilk aylarında az içiyordu, daha doğrusu çok içtiğini benden gizliyordu. Çok geçmeden onun sıkı bir alkol bağımlısı olduğunu fark ettim. Ama fark etmek yetmiyor! Ben de onun bağımlısı olmuştum, onun sevgisinin. Onu görmeden yapamıyor, sanki onsuz nefes alamıyordum.<br />
<br />
Önceki ilşkilerini biliyor muydunuz?<br />
Hayatıyla ilgili her şeyi anlatmıştır. Ben de anlatırdım, ama anlatmam gerektiği kadarını. Erkeklere hayatınızı detaylarıyla anlatmamalısınız, bu da bir anneanne kuralıdır. Mutlaka sizi merak etmeliler. Gizemli kadın olmak çok önemli.<br />
<br />
Nasıl şüphelendiniz?<br />
Eğer bir insanı derinden seviyorsanız onunla aranızda telepatik bir bağ vardır, ona dair her şeyi mutlaka hissedersiniz. Sezgileriniz güçlenir. Aynı evde oturmuyorduk. Haftada birkaç gece ancak bir arada olabiliyorduk. Ben onun evine giderdim. O da bizim eve yemeğe gelirdi, bir ya da iki kez kalmıştır. Küçük bir çocuğunuz varsa öncelik çocuğunuzundur. Benim için kızım her şeyden önemlidir. Sevgilimle aynı evde oturmak istemedim. Evlenmeyi aklımdan geçirmedim. Eğer içki problemi olmasa belki düşünürdüm. Kızıma kötü bir örnek olacağını düşündüm.<br />
<br />
Ben aldatıldığımı öğrenmedim, bildim. Bir iş gezisi nedeniyle bir hafta yurtdışına gitmiştim. Dönüşte beni karşılamadı. Telefonda sesi soğuktu. Üç gün kadar görüşemedik. Beni evine davet etmedi. Ben de kafaya takmadım. Hiç unutmam bir pazar sabahı birden içime bir sıkıntı geldi, boğulacak gibi oldum. Kızımı evde tek başına bırakıp kendimi deniz kenarına zor attım. İçime durduk yerde ölme isteği yerleşmişti. Hemen telefona sarıldım, sesi neşeli geliyordu. Sesimin neden kötü olduğunu sordu söylemedim. Çok huzursuzdum. Ertesi gün iş çıkışı evine gittim.<br />
<br />
Araştırmadınız mı yani?<br />
Araştırmam öyle. Hafiye miyim? Bana dokunduğu an dokunuşunda bir soğukluk hissettim. Sarılışı eskisi gibi değildi. &#8220;Sen biriyle misin?&#8221; dedim. Şaşırdı, afalladı... Önce itiraz ederek saçmaladığımı söyledi. Zaten hep kıskançlığımdan şikâyet ederdi. &#8220;Paranoyaksın&#8221; dedi. &#8220;Gözümün içine bak&#8221; diye ısrar edince ağzındaki fermuar açıldı. Çünkü yalan söylemeyi hiç beceremez. Çocuk gibidir. &#8216;Rakibim&#8217; genç bir kızmış, üniversitede okuyormuş. Bir arkadaşı tanıştırmış. İlk görüşte âşık olmuş. Çok güzel siyah gözleri varmış.<br />
<br />
&#8216;Öteki kadın&#8217;ı merak ettiniz...<br />
Merak ettim tabii. Yaşını öğrenince merakım bitti. Adam o tarihte 46 yaşında, kız ise 22. Her şey ortada. Erkekler (genellikle) genç kızlara meraklılar. &#8220;40&#8217;ını geçmiş bir kadın olarak yarı yaşımda bir kızla rekabet edecek halim yok herhalde&#8221; dedim. Dediğine göre benim kadar güzel değilmiş. &#8220;Bana hayranlıkla bakıyor, sen hiç öyle bakmadın&#8221; deyince içim bir tuhaf oldu. Onunla telefonda açık saçık mesajlaşıyormuş. Benimle böyle şeyler yaşamamış. &#8220;Ben deli miyim? Tüm telefon konuşmaları, mesajlar gün geliyor deşifre oluyor&#8221; dedim. Gazeteciyim, dostum da var, düşmanım da... Dediklerimin hiçbirini anlamadı tabii...<br />
<br />
Aranızda nasıl bir diyalog geçti?<br />
Tatsız diyaloglar. Bağırış çağırış, kavga olmadı hiç. Ama çok ağladım. Bunun bir hormonal mesele olduğunu söyledi. Birkaç ayda bu hormon etkisiz hale gelirmiş, nasıl olsa bu aşk bitecekmiş vs. vs... Abuklamalar... O gün evini terk edip gitmedim. Zaten gidecek halim yoktu. Elim ayağım boşalmıştı. Kanepeye uzandım, üzerime battaniye istedim. &#8220;Sen evden git, bir süre gözüme gözükme&#8221; dedim. Söz dinledi, uzun süre de gelmedi. Ben de olan biteni nasıl hazmedeceğimi düşündüm.<br />
<br />
Bahar ayıydı, ama ben kış soğuğu varmış gibi titriyordum. Epey bir ağladım. Geç bir saatte eve geldi. Mutfağa girdi, çay yaptı, bana yiyecek bir şeyler hazırladı. Dişlerimin zangırdamasından o da ben de korkmuştuk. Sinirden olmalı geçmiyordu. Bana sarıldı, sakinleştirmeye çalıştı. Hazırladığı sandöviçi yedim, çayını içtim. &#8220;Ne yapacağız şimdi?&#8221; diye sordum. Gerçekten o da perişan görünüyordu, Benden ayrılmak istemiyordu. Ne güzel! Ben de ondan ayrılmak istemiyordum. Ama ortada bir başka kadın vardı. Ne yapacaktık, onu öldürecek miydik? Sakinimdir, onu konuşturmayı ve aklından geçeni öğrenmeyi başardım. Ne yardan vazgeçiyordu, ne de serden. &#8220;Yok öyle şey. Bu ilişkiye biraz ara veririz. Senin aşk bitince oturur, yeniden konuşuruz. Ama o zamana kadar benim duygularım ne yönde değişir bilemem&#8221; deyince başladı ağlamaya. Sesim buz gibi soğuktu. &#8220;Ben ne halt ettim? Ben sana bunu nasıl yaparım?&#8221; diye sızlanıyordu. Şımarık bir çocuktu. Hem kamyon istiyordu, hem de uçak.<br />
<br />
Neden aldatıldığınızı düşündünüz mü hiç, sorguladınız mı kendinizi?<br />
Evet düşündüm. Terk edilmekten korkarsanız eninde sonunda terk edilirsiniz. Aldatılmaktan korkarsanız aldatılırsınız. Terk edilme, sevilmeme korkusu çocukluğumdan kalma bir korku olmalı, bilinçaltıma gömülü.. Eğer ilk karşılaşmamızda, kafası çalışan, sağlıklı bir kadın olsaydım eski sevgiliyle yeniden olmaya cesaret etmezdim. Sonra alkol sorununun başıma iş açacağını düşünmem gerekirdi. Sonuçta anneyim, başıma kötü bir olay da gelebilirdi. &#8220;Özür dilerim, âşık oldum. Ondan kendimi kaybettim. Şuursuzca yaşadım&#8221; deme lüksüne sahip değilim ki...<br />
<br />
Ayrıldınız mı, yoksa aldatılmaya rağmen ilişkiniz sürdü mü?<br />
Hemen bitirmek o kadar kolay değil. Aldatıldığımı öğrendiğim gece sevgilimin evinde kaldım. Birlikte aynı yatağı paylaştık. O gece son gecemizdi, bunu ikimiz de biliyorduk. Benimle beraber olmak istedi, karşı çıkmadım. Ama taş gibi bir bedene dokunmak ona da iyi gelmedi. Çok üzüldü, &#8220;Ben sana ne yaptım?&#8221; diye kendisini suçladı durdu. O gece ikimiz de sabahı zor ettik. Sabah hiçbir şey olmamış gibi kahvaltı ettik. Olanlar hakkında hiç konuşmadık. Ayrılırken birbirimize sarıldık, &#8220;Bu seni son görüşüm, bunu biliyorum&#8221; diye ağladı. Ben de ağladım.<br />
<br />
&#8216;Erkekler pamuk gibidir&#8217;<br />
<br />
Çok acı çektiniz mi?<br />
Çekmez olur muyum? O gün evden çıkarken arkama dönüp bakamadım. Eğer baksaydım, kesin geri dönerdim. Ona karşı zaafım vardı... Onun o yumuşak bakışları, en kızgın zamanımda bile içimi eritirdi. O gün ve sonraki günler ölmek istedim. İki hafta kadar geceleri uzun uzun telefonda konuştuk. Birkaç ay terapiye giderek, ilişkimizi ve kendimi sorguladım. Ayrıldıktan bir ay kadar sonra bir gece telefon ederek o kızla ilişkisini bitirdiğini, yaptıklarına çok pişman olduğunu söyledi. Ben de &#8220;Birbirimizi seviyoruz, ama bizim bir daha birlikte olmamız mümkün değil&#8221; dedim. Bu son konuşmamızdı.<br />
<br />
Kendinizi suçladınız mı hiç?<br />
Suçlamak faydasız. Psikoloğum çok can alıcı bir soru sordu: &#8220;Neden beraber olduğun erkeklerin hep anneleriyle sorunu var?&#8221; Çünkü ben de çocukken annem tarafından yeterince sevilmemiştim. İiçimdeki çocuk bana benzer birini arıyordu durmadan.<br />
<br />
Erkekler neden aldatıyor?<br />
O kadar çok sebebi var ki... Beni aldatan üç erkek oldu. Üçü de kendisiyle ve dünyayla barışık değildi. Anne ve babalarıyla sorunları vardı. Üçü de meslekte yüksek egoları nedeniyle başarılı olamamışlardı. Kazançları benden yüksek değildi. Üçü de kırılgan ve hassastı. Erkekler maço görünüşlerine karşın pamuk gibidirler. Eğer huylarına giderseniz çok iyi bir muhabbetiniz olur. Bunun için &#8216;kadın&#8217; olmanız lazım. Ben de tıpkı karşıma çıkan erkekler gibi, yetişkin olmayı beceremediğimden sağlıklı ilişkiler yürütemedim.<br />
<br />
Aldatılan kadın ne yapmalı?<br />
Kadından kadına değişir. Kimi bağırır çağırır ama kalır, kimi hiçbir şey demeden çekip gider... Biz kadınlar, eğer aldatılmışsak mutlaka ayrılmamız gerekiyor sanıyoruz. Belki de gerekmiyor.<br />
<br />
Evli bir arkadaşım aldatıldı, ama önemsemedi. &#8220;Seviyorum, dönmesini bekleyeceğim&#8221; dedi. Dönmedi ama o hâlâ bekliyor. Demek başka ruh halinde.<br />
<br />
İhanet, tecavüze uğramaktan bile daha beter <br />
Aldatılan kadının yaşadıklarıyla işkenceye maruz kalan birinin yaşadıkları aynı! Evlilik ve Aile Terapisti Psikiyatrist Dr. Rukiye Hayran&#8217;ın, aldatılan kadınların neler yaşadığı sorusuna verdiği yanıt bunu ortaya koyuyor.<br />
<br />
Aldatılan bir kadın neler yaşıyor?<br />
Ağır bir kazaya maruz kalmış, tecavüze uğramış gibi bir şok yaşıyor... Aldatılan bir kadın, &#8220;15 yaşındayken tecavüze uğramıştım, ama hiçbir şey bu aldatmayla kıyaslanamaz. O kadar acıtıcı ki... Çünkü bana tecavüz eden kişi, tanımadığım biriydi. Fakat şimdi beni aldatan kişi bana en yakın olan kişi, yani hayat arkadaşım. Anlamakta çok zorlanıyorum&#8221; diyordu. Başka bir kadın, &#8220;Kocamın beni aldattığını öğrendiğimde ona karşı özel duygular beslemeyi durdurdum. Kendime, dünyaya, her şeye karşı güvenimi yitirdim&#8221; diye anlatmış. Düşünün, birisiyle 20 yıl berabersiniz. O kişi, hayatınızda size en yakın olduğuna inandığınız biri. Aldatılmayla aldığınız darbe size, &#8220;Ben neyin üstüne basıyorum?&#8221; dedirtiyor. İnsanın yaşantısındaki en ağır, en şok edici duygulardan biri aldatılmak. O yüzden bazı insanlar aldatıldıklarını öğrendiklerinde karşısındakini öldürebiliyor. Örneğin geçenlerde aldatıldığını öğrenen bir kadın kocasının penisini kesmişti.<br />
<br />
Aldatılmak, güvenlik duygusunu, aidiyet duygusunu sarsan bir şey. Geçmişte olup bitenlerle ilgili, &#8220;Acaba bunlar bir yalan mıydı?&#8221; diye düşünüyorsunuz. &#8220;Her şeyi birbirimize adamıştık&#8221;, &#8220;Her şey bu kadar kırılgan mı?&#8221; düşünceleri oluyor. Aldatılan kadının kendine, eşine ve dünyaya bakışı bir anda değişiyor. &#8220;Ben neredeyim?&#8221;, &#8220;Şimdi ne olacak? Ben bu dünyada mı yaşıyorum? Bu kadar zamandır üstüne oturduğum değerler ne olacak?&#8221; gibi sorular sorulur.<br />
Ayrıca aldatılma, kişinin kendine olan güveniyle ilgili düşüncelerinin temelden sarsılmasıyla ilgili. Depremde gördük ki aslında ayağımızın altındaki dünya bile sandığım kadar sağlam değil. İnsan hayatında önemli bir duygu var: Temel güven duygusu. Bu duygu, ilk bir yaşta kazanılır. Aldatılmayla bu temel güven duygusu sarsılır. Aldatılan kişi dünyadaki adaleti sorgular. İnanılmaz bir haksızlığa uğramış olma duygusu yaşar. &#8220;Ben bunu hak edecek ne yaptım?&#8221; diye kendi kendine sorar. Kendini sorgular, suçlar... Bana danışan kadınlardan biri, kocasının bir yıldır depresyonda olduğunu düşünüp ona destek olmaya çalışmıştı. Ama sonra eşinin bir yıldan fazla süredir başka biriyle ilişki yaşadığını öğrenmişti. Bana yazdığı mektupta, &#8220;Öğrendiğim zaman kendimi aşağılanmış, hissettim. Herhalde ilişkide kendime o kadar güvensizim ki gözüm hiçbir şey görmemiş. Yalnız kalmak mı, tercih edilmemek mi, beklenmedik bir olay mı, geleçek korkusu mu?&#8221; demişti. Aldatılan çoğu kadın bu tarz benzer şeyler yaşıyor.<br />
<br />
Kadınlar aldatıldıklarını genelde anlıyorlar değil mi? Birçok kadın bunu bir şekilde fark eder, algılar, ama karşıdaki insana ifade etmekte zorlanır. Psikolojik bir savunma olarak doğabilecek sonuçlardan korktuğu için aldatılmayı görmezden gelir. Kadın, bunu açıkça, bilerek yapmaz. Bu, bilinçdışı, otomatik olarak meydana gelir.<br />
<br />
Kimi insan için yalnız kalma korkusu vardır. Kadınlar, eğer aldatılma görünür hale gelirse yalnız kalacaklarına inanırlar. Terk edilecek, rezil olacak, aşağılanacaktır. Çoğuna , &#8216;aldatılan kadın&#8217; etiketi yapıştırılır. Erkeğin yaptığı şey nedeniyle kadının ödediği ağır bir bedel haline gelir aldatılma. O yüzden kol kırılır ve yen içinde kalır. Sorun halının altına süpürülür. Kadının kendine olan güven kaybı da son derece hassas bir konu. Zaten kadınlar kendine güvensiz yetiştiriliyor. Çok önemli noktalardaki kadınlar bile eşleri tarafından terk edildiklerinde değersiz, kendine güvensiz bir hale geliyor. Dışardan bakıldığında son derece hayran olunacak konumda, vakur, iş hayatında başarılı olan pek çok kadın için bile terk edilmek çok ağır bir darbe. Kimi kadınların, aldatılma neticesinde dinî inançları dahi sarsılıyor ve kendilerine, &#8220;Allah&#8217;ım bunu bana nasıl reva gördün?&#8221; diyebiliyorlar.<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Anneannesi de aldatılan, kendisi de üç ilişkisinde ihanete uğrayan kadın, &#8216;Birini derinden seviyorsanız telepatik bir bağ oluşuyor. Aldatıldığınızı hissediyorsunuz&#8217; diyor<br />
<br />
Erkeklerin kadınlarla ilgili bilmediği şeylerden biri, altıncı hislerinin kuvvetli olduğudur. Belki de bunu bilseler aldatmaz, onları derinden yaralayan, neredeyse ölümden de kötü gördükleri &#8216;bir şey&#8217;le yaşamak zorunda bırakmazlardı. Gazeteci Şeyma N&#8217;nin duygularına sansür koymadan anlattıkları da aslında kadınların sezgilerinin ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. Şeyma N. anneannesinin de aldatıldığını söylerken, &#8220;Bu sanki kuşaktan kuşağa aktarılan bir miras gibi&#8221; diyor. Yarı yaşında bir kadınla aldatıldığını öğrenen Şeyma N. rekabet etmeyi aklından geçirmemiş, arkasını dönüp gitmiş...<br />
<br />
Evliyken mi aldatıldınız yoksa birlikteliğiniz sırasında mı?<br />
Evliyken de aldatıldım, birliktekilerim sırasında da... Eskiden bu durumu çok sorun eder, sorunun benden kaynaklandığını düşünürdüm. Bir kız arkadaşıma neden aldatıldığımı sorduğumda, &#8220;Çok anaçsın, ondandır&#8221; demişti. Bir erkek arkadaşım ise &#8220;Senden az mı kazanıyor?&#8221; diye sormuştu. Herkesin yaklaşımı farklı. Şimdi çok doğal karşılıyorum başıma gelenleri. Sadece benim başıma gelmiyor ki... Sanki kuşaktan kuşağa aktarılan bir miras bu. Anneannem de çok aldatılmış, ama o boşanmamış.<br />
<br />
Evliliğimde birçok kez aldatılmışım ama bunu boşandıktan sonra öğrendim. Boşandıktan sonraki süreçte iki ilişkimde de aldatıldım, ama bunları hemen hissettim. Diyebilirsiniz ki, evliliğinde aldatıldığınızı nasıl hissetmediniz? Bence tüm kadınlar aldatıldıklarını hissederler, ama eğer iç ve dış koşulları uygun değilse hissizleşirler. Fazla kurcalamazlar. 10 yıllık evliliğimi üç hafta içinde bitirdim, aslında ayrılmayı kafanıza koymuşsanız kimse sizi durduramaz.<br />
<br />
Erkek arkadaşınızla nasıl tanıştınız? Boşandıktan sekiz yıl sonra, yani ben henüz 42 yaşındayken karşılaştık. O benim ilk erkek arkadaşımdı. Çocukluk aşkı demek daha doğru. 20 yıl sonra karşılaştık. Karısından yeni ayrılmıştı, küçük bir oğlu vardı, benim de bir kızım. Karısı ve oğlu boşandıktan sonra İzmir&#8217;e yerleşmişlerdi. Benim eski sevgilim ise İstanbul&#8217;da yalnız yaşıyordu. Evliliği kötü gitmişti. Tabii, onun yalancısıyım. Eski albümlerini gösterdi. Karısı güzel ve akıllı bir kadına benziyordu. Fotoğraflarda da mutlu görünüyorlardı... Benim sevgilinin alkol sorunu vardı. Yıllar önce onu terk ettikten sonra ağır bir bunalıma girdiğini ve içkiye başladığını, uzun süre hiçbir kadınla ilişki yaşamadığını anlattı daha ilk rastlaşmamızda... &#8220;Senin yüzünden&#8221; diyerek beni suçladı. Bugün bulunduğum yerden onun insanları suçlayarak üste çıkan biri olduğunu düşünüyorum. Ama yıllar sonra eski sevgiliyi bulmanın heyecanıyla ben görmem gereken hiçbir şeyi görememişim, daha doğrusu görmemeyi seçmişim.<br />
<br />
Eski sevgiliyle yeni ilişki olmaz<br />
Kural bir, eski sevgiliyle yeniden sağlıklı bir ilişki kurmak zordur. Kural iki, yeni boşanmış ya da boşanma arifesinde bir adamla -hele hele bu adam suçu sürekli karısında buluyorsa- birliktelik insanın kendisini ateşe atması demektir. Kural üç, alkole düşkün bir adam içkiyi sizden çok sever. Kural dört, annesiyle ilişkisi kötü erkekler kadınlara düşmandır, günün birinde anneye duydukları öfkenin acısını sizden çıkarırlar. Yıllar önce ben akıllı bir genç kız iken, sevgilimden annesinin yüzünden ayrılmıştım. Kadın resmen ruh hastasıydı ve bizi kıskanıyordu. Beni herkesin içinde paylıyordu.<br />
<br />
Onunla nasıl bir ilişkiniz vardı?<br />
Sevgilim ressamdı. Bir tablosunu satar birkaç ay yatardı. En büyük sorun benim aradan geçen yılları hiç yaşanmamış varsaymamdı. Kaç kez bana onun gerçek halini görmediğimi ve bir hayaleti sevdiğimi söylemiştir. Bana, kafamdaki adamı sevdiğimi söylüyordu. Ben ise gerçeği kabul etmedim. Aslında iyi anlaşırdık. İkimiz de gülmeyi çok severdik. Ancak o içmeye başladığında değişiyor, çok konuşuyor ve agresifleşiyordu. Kimseyi beğenmiyor, herkesi çekiştiriyordu. Adını duyuramamış olmak onda kompleks yaratmıştı. İçkiliyken bana hiç fiziksel şiddet uygulamadı, ancak sözleriyle yaralıyordu.<br />
<br />
İlişkimizin ilk aylarında az içiyordu, daha doğrusu çok içtiğini benden gizliyordu. Çok geçmeden onun sıkı bir alkol bağımlısı olduğunu fark ettim. Ama fark etmek yetmiyor! Ben de onun bağımlısı olmuştum, onun sevgisinin. Onu görmeden yapamıyor, sanki onsuz nefes alamıyordum.<br />
<br />
Önceki ilşkilerini biliyor muydunuz?<br />
Hayatıyla ilgili her şeyi anlatmıştır. Ben de anlatırdım, ama anlatmam gerektiği kadarını. Erkeklere hayatınızı detaylarıyla anlatmamalısınız, bu da bir anneanne kuralıdır. Mutlaka sizi merak etmeliler. Gizemli kadın olmak çok önemli.<br />
<br />
Nasıl şüphelendiniz?<br />
Eğer bir insanı derinden seviyorsanız onunla aranızda telepatik bir bağ vardır, ona dair her şeyi mutlaka hissedersiniz. Sezgileriniz güçlenir. Aynı evde oturmuyorduk. Haftada birkaç gece ancak bir arada olabiliyorduk. Ben onun evine giderdim. O da bizim eve yemeğe gelirdi, bir ya da iki kez kalmıştır. Küçük bir çocuğunuz varsa öncelik çocuğunuzundur. Benim için kızım her şeyden önemlidir. Sevgilimle aynı evde oturmak istemedim. Evlenmeyi aklımdan geçirmedim. Eğer içki problemi olmasa belki düşünürdüm. Kızıma kötü bir örnek olacağını düşündüm.<br />
<br />
Ben aldatıldığımı öğrenmedim, bildim. Bir iş gezisi nedeniyle bir hafta yurtdışına gitmiştim. Dönüşte beni karşılamadı. Telefonda sesi soğuktu. Üç gün kadar görüşemedik. Beni evine davet etmedi. Ben de kafaya takmadım. Hiç unutmam bir pazar sabahı birden içime bir sıkıntı geldi, boğulacak gibi oldum. Kızımı evde tek başına bırakıp kendimi deniz kenarına zor attım. İçime durduk yerde ölme isteği yerleşmişti. Hemen telefona sarıldım, sesi neşeli geliyordu. Sesimin neden kötü olduğunu sordu söylemedim. Çok huzursuzdum. Ertesi gün iş çıkışı evine gittim.<br />
<br />
Araştırmadınız mı yani?<br />
Araştırmam öyle. Hafiye miyim? Bana dokunduğu an dokunuşunda bir soğukluk hissettim. Sarılışı eskisi gibi değildi. &#8220;Sen biriyle misin?&#8221; dedim. Şaşırdı, afalladı... Önce itiraz ederek saçmaladığımı söyledi. Zaten hep kıskançlığımdan şikâyet ederdi. &#8220;Paranoyaksın&#8221; dedi. &#8220;Gözümün içine bak&#8221; diye ısrar edince ağzındaki fermuar açıldı. Çünkü yalan söylemeyi hiç beceremez. Çocuk gibidir. &#8216;Rakibim&#8217; genç bir kızmış, üniversitede okuyormuş. Bir arkadaşı tanıştırmış. İlk görüşte âşık olmuş. Çok güzel siyah gözleri varmış.<br />
<br />
&#8216;Öteki kadın&#8217;ı merak ettiniz...<br />
Merak ettim tabii. Yaşını öğrenince merakım bitti. Adam o tarihte 46 yaşında, kız ise 22. Her şey ortada. Erkekler (genellikle) genç kızlara meraklılar. &#8220;40&#8217;ını geçmiş bir kadın olarak yarı yaşımda bir kızla rekabet edecek halim yok herhalde&#8221; dedim. Dediğine göre benim kadar güzel değilmiş. &#8220;Bana hayranlıkla bakıyor, sen hiç öyle bakmadın&#8221; deyince içim bir tuhaf oldu. Onunla telefonda açık saçık mesajlaşıyormuş. Benimle böyle şeyler yaşamamış. &#8220;Ben deli miyim? Tüm telefon konuşmaları, mesajlar gün geliyor deşifre oluyor&#8221; dedim. Gazeteciyim, dostum da var, düşmanım da... Dediklerimin hiçbirini anlamadı tabii...<br />
<br />
Aranızda nasıl bir diyalog geçti?<br />
Tatsız diyaloglar. Bağırış çağırış, kavga olmadı hiç. Ama çok ağladım. Bunun bir hormonal mesele olduğunu söyledi. Birkaç ayda bu hormon etkisiz hale gelirmiş, nasıl olsa bu aşk bitecekmiş vs. vs... Abuklamalar... O gün evini terk edip gitmedim. Zaten gidecek halim yoktu. Elim ayağım boşalmıştı. Kanepeye uzandım, üzerime battaniye istedim. &#8220;Sen evden git, bir süre gözüme gözükme&#8221; dedim. Söz dinledi, uzun süre de gelmedi. Ben de olan biteni nasıl hazmedeceğimi düşündüm.<br />
<br />
Bahar ayıydı, ama ben kış soğuğu varmış gibi titriyordum. Epey bir ağladım. Geç bir saatte eve geldi. Mutfağa girdi, çay yaptı, bana yiyecek bir şeyler hazırladı. Dişlerimin zangırdamasından o da ben de korkmuştuk. Sinirden olmalı geçmiyordu. Bana sarıldı, sakinleştirmeye çalıştı. Hazırladığı sandöviçi yedim, çayını içtim. &#8220;Ne yapacağız şimdi?&#8221; diye sordum. Gerçekten o da perişan görünüyordu, Benden ayrılmak istemiyordu. Ne güzel! Ben de ondan ayrılmak istemiyordum. Ama ortada bir başka kadın vardı. Ne yapacaktık, onu öldürecek miydik? Sakinimdir, onu konuşturmayı ve aklından geçeni öğrenmeyi başardım. Ne yardan vazgeçiyordu, ne de serden. &#8220;Yok öyle şey. Bu ilişkiye biraz ara veririz. Senin aşk bitince oturur, yeniden konuşuruz. Ama o zamana kadar benim duygularım ne yönde değişir bilemem&#8221; deyince başladı ağlamaya. Sesim buz gibi soğuktu. &#8220;Ben ne halt ettim? Ben sana bunu nasıl yaparım?&#8221; diye sızlanıyordu. Şımarık bir çocuktu. Hem kamyon istiyordu, hem de uçak.<br />
<br />
Neden aldatıldığınızı düşündünüz mü hiç, sorguladınız mı kendinizi?<br />
Evet düşündüm. Terk edilmekten korkarsanız eninde sonunda terk edilirsiniz. Aldatılmaktan korkarsanız aldatılırsınız. Terk edilme, sevilmeme korkusu çocukluğumdan kalma bir korku olmalı, bilinçaltıma gömülü.. Eğer ilk karşılaşmamızda, kafası çalışan, sağlıklı bir kadın olsaydım eski sevgiliyle yeniden olmaya cesaret etmezdim. Sonra alkol sorununun başıma iş açacağını düşünmem gerekirdi. Sonuçta anneyim, başıma kötü bir olay da gelebilirdi. &#8220;Özür dilerim, âşık oldum. Ondan kendimi kaybettim. Şuursuzca yaşadım&#8221; deme lüksüne sahip değilim ki...<br />
<br />
Ayrıldınız mı, yoksa aldatılmaya rağmen ilişkiniz sürdü mü?<br />
Hemen bitirmek o kadar kolay değil. Aldatıldığımı öğrendiğim gece sevgilimin evinde kaldım. Birlikte aynı yatağı paylaştık. O gece son gecemizdi, bunu ikimiz de biliyorduk. Benimle beraber olmak istedi, karşı çıkmadım. Ama taş gibi bir bedene dokunmak ona da iyi gelmedi. Çok üzüldü, &#8220;Ben sana ne yaptım?&#8221; diye kendisini suçladı durdu. O gece ikimiz de sabahı zor ettik. Sabah hiçbir şey olmamış gibi kahvaltı ettik. Olanlar hakkında hiç konuşmadık. Ayrılırken birbirimize sarıldık, &#8220;Bu seni son görüşüm, bunu biliyorum&#8221; diye ağladı. Ben de ağladım.<br />
<br />
&#8216;Erkekler pamuk gibidir&#8217;<br />
<br />
Çok acı çektiniz mi?<br />
Çekmez olur muyum? O gün evden çıkarken arkama dönüp bakamadım. Eğer baksaydım, kesin geri dönerdim. Ona karşı zaafım vardı... Onun o yumuşak bakışları, en kızgın zamanımda bile içimi eritirdi. O gün ve sonraki günler ölmek istedim. İki hafta kadar geceleri uzun uzun telefonda konuştuk. Birkaç ay terapiye giderek, ilişkimizi ve kendimi sorguladım. Ayrıldıktan bir ay kadar sonra bir gece telefon ederek o kızla ilişkisini bitirdiğini, yaptıklarına çok pişman olduğunu söyledi. Ben de &#8220;Birbirimizi seviyoruz, ama bizim bir daha birlikte olmamız mümkün değil&#8221; dedim. Bu son konuşmamızdı.<br />
<br />
Kendinizi suçladınız mı hiç?<br />
Suçlamak faydasız. Psikoloğum çok can alıcı bir soru sordu: &#8220;Neden beraber olduğun erkeklerin hep anneleriyle sorunu var?&#8221; Çünkü ben de çocukken annem tarafından yeterince sevilmemiştim. İiçimdeki çocuk bana benzer birini arıyordu durmadan.<br />
<br />
Erkekler neden aldatıyor?<br />
O kadar çok sebebi var ki... Beni aldatan üç erkek oldu. Üçü de kendisiyle ve dünyayla barışık değildi. Anne ve babalarıyla sorunları vardı. Üçü de meslekte yüksek egoları nedeniyle başarılı olamamışlardı. Kazançları benden yüksek değildi. Üçü de kırılgan ve hassastı. Erkekler maço görünüşlerine karşın pamuk gibidirler. Eğer huylarına giderseniz çok iyi bir muhabbetiniz olur. Bunun için &#8216;kadın&#8217; olmanız lazım. Ben de tıpkı karşıma çıkan erkekler gibi, yetişkin olmayı beceremediğimden sağlıklı ilişkiler yürütemedim.<br />
<br />
Aldatılan kadın ne yapmalı?<br />
Kadından kadına değişir. Kimi bağırır çağırır ama kalır, kimi hiçbir şey demeden çekip gider... Biz kadınlar, eğer aldatılmışsak mutlaka ayrılmamız gerekiyor sanıyoruz. Belki de gerekmiyor.<br />
<br />
Evli bir arkadaşım aldatıldı, ama önemsemedi. &#8220;Seviyorum, dönmesini bekleyeceğim&#8221; dedi. Dönmedi ama o hâlâ bekliyor. Demek başka ruh halinde.<br />
<br />
İhanet, tecavüze uğramaktan bile daha beter <br />
Aldatılan kadının yaşadıklarıyla işkenceye maruz kalan birinin yaşadıkları aynı! Evlilik ve Aile Terapisti Psikiyatrist Dr. Rukiye Hayran&#8217;ın, aldatılan kadınların neler yaşadığı sorusuna verdiği yanıt bunu ortaya koyuyor.<br />
<br />
Aldatılan bir kadın neler yaşıyor?<br />
Ağır bir kazaya maruz kalmış, tecavüze uğramış gibi bir şok yaşıyor... Aldatılan bir kadın, &#8220;15 yaşındayken tecavüze uğramıştım, ama hiçbir şey bu aldatmayla kıyaslanamaz. O kadar acıtıcı ki... Çünkü bana tecavüz eden kişi, tanımadığım biriydi. Fakat şimdi beni aldatan kişi bana en yakın olan kişi, yani hayat arkadaşım. Anlamakta çok zorlanıyorum&#8221; diyordu. Başka bir kadın, &#8220;Kocamın beni aldattığını öğrendiğimde ona karşı özel duygular beslemeyi durdurdum. Kendime, dünyaya, her şeye karşı güvenimi yitirdim&#8221; diye anlatmış. Düşünün, birisiyle 20 yıl berabersiniz. O kişi, hayatınızda size en yakın olduğuna inandığınız biri. Aldatılmayla aldığınız darbe size, &#8220;Ben neyin üstüne basıyorum?&#8221; dedirtiyor. İnsanın yaşantısındaki en ağır, en şok edici duygulardan biri aldatılmak. O yüzden bazı insanlar aldatıldıklarını öğrendiklerinde karşısındakini öldürebiliyor. Örneğin geçenlerde aldatıldığını öğrenen bir kadın kocasının penisini kesmişti.<br />
<br />
Aldatılmak, güvenlik duygusunu, aidiyet duygusunu sarsan bir şey. Geçmişte olup bitenlerle ilgili, &#8220;Acaba bunlar bir yalan mıydı?&#8221; diye düşünüyorsunuz. &#8220;Her şeyi birbirimize adamıştık&#8221;, &#8220;Her şey bu kadar kırılgan mı?&#8221; düşünceleri oluyor. Aldatılan kadının kendine, eşine ve dünyaya bakışı bir anda değişiyor. &#8220;Ben neredeyim?&#8221;, &#8220;Şimdi ne olacak? Ben bu dünyada mı yaşıyorum? Bu kadar zamandır üstüne oturduğum değerler ne olacak?&#8221; gibi sorular sorulur.<br />
Ayrıca aldatılma, kişinin kendine olan güveniyle ilgili düşüncelerinin temelden sarsılmasıyla ilgili. Depremde gördük ki aslında ayağımızın altındaki dünya bile sandığım kadar sağlam değil. İnsan hayatında önemli bir duygu var: Temel güven duygusu. Bu duygu, ilk bir yaşta kazanılır. Aldatılmayla bu temel güven duygusu sarsılır. Aldatılan kişi dünyadaki adaleti sorgular. İnanılmaz bir haksızlığa uğramış olma duygusu yaşar. &#8220;Ben bunu hak edecek ne yaptım?&#8221; diye kendi kendine sorar. Kendini sorgular, suçlar... Bana danışan kadınlardan biri, kocasının bir yıldır depresyonda olduğunu düşünüp ona destek olmaya çalışmıştı. Ama sonra eşinin bir yıldan fazla süredir başka biriyle ilişki yaşadığını öğrenmişti. Bana yazdığı mektupta, &#8220;Öğrendiğim zaman kendimi aşağılanmış, hissettim. Herhalde ilişkide kendime o kadar güvensizim ki gözüm hiçbir şey görmemiş. Yalnız kalmak mı, tercih edilmemek mi, beklenmedik bir olay mı, geleçek korkusu mu?&#8221; demişti. Aldatılan çoğu kadın bu tarz benzer şeyler yaşıyor.<br />
<br />
Kadınlar aldatıldıklarını genelde anlıyorlar değil mi? Birçok kadın bunu bir şekilde fark eder, algılar, ama karşıdaki insana ifade etmekte zorlanır. Psikolojik bir savunma olarak doğabilecek sonuçlardan korktuğu için aldatılmayı görmezden gelir. Kadın, bunu açıkça, bilerek yapmaz. Bu, bilinçdışı, otomatik olarak meydana gelir.<br />
<br />
Kimi insan için yalnız kalma korkusu vardır. Kadınlar, eğer aldatılma görünür hale gelirse yalnız kalacaklarına inanırlar. Terk edilecek, rezil olacak, aşağılanacaktır. Çoğuna , &#8216;aldatılan kadın&#8217; etiketi yapıştırılır. Erkeğin yaptığı şey nedeniyle kadının ödediği ağır bir bedel haline gelir aldatılma. O yüzden kol kırılır ve yen içinde kalır. Sorun halının altına süpürülür. Kadının kendine olan güven kaybı da son derece hassas bir konu. Zaten kadınlar kendine güvensiz yetiştiriliyor. Çok önemli noktalardaki kadınlar bile eşleri tarafından terk edildiklerinde değersiz, kendine güvensiz bir hale geliyor. Dışardan bakıldığında son derece hayran olunacak konumda, vakur, iş hayatında başarılı olan pek çok kadın için bile terk edilmek çok ağır bir darbe. Kimi kadınların, aldatılma neticesinde dinî inançları dahi sarsılıyor ve kendilerine, &#8220;Allah&#8217;ım bunu bana nasıl reva gördün?&#8221; diyebiliyorlar.<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[K-Lite Mega Codec Pack 425 (katılımsız kurulum)]]></title>
			<link>http://www.skandalforum.com/showthread.php?tid=5380</link>
			<pubDate>Wed, 12 Nov 2008 22:36:33 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.skandalforum.com/showthread.php?tid=5380</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
K-Lite Mega Codec Pack 425<br />
<br />
<br />
<br />
Bu çözücü paketi sayesinde tüm görüntü ve ses dosyalarınızı açabilir, donanımlarınızın desteklediği tüm özellikleri de sonuna kadar kullanabilirsiniz Böylece Divx filmleriniz, DVD, VCD ve SVCD'leriniz ile tüm biçimlerdeki ses dosyalarınız daha güzel, net, hızlı ve sorunsuz bir biçimde oynatılacaktır<br />
<br />
gownload link<br />
<br />
Sitemize Uye Olmadan Linkleri Goremezsiniz. Lutfen Giris Yapin veya Kayit Olun..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
K-Lite Mega Codec Pack 425<br />
<br />
<br />
<br />
Bu çözücü paketi sayesinde tüm görüntü ve ses dosyalarınızı açabilir, donanımlarınızın desteklediği tüm özellikleri de sonuna kadar kullanabilirsiniz Böylece Divx filmleriniz, DVD, VCD ve SVCD'leriniz ile tüm biçimlerdeki ses dosyalarınız daha güzel, net, hızlı ve sorunsuz bir biçimde oynatılacaktır<br />
<br />
gownload link<br />
<br />
Sitemize Uye Olmadan Linkleri Goremezsiniz. Lutfen Giris Yapin veya Kayit Olun..]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Alo Türkçe neredesin?]]></title>
			<link>http://www.skandalforum.com/showthread.php?tid=5379</link>
			<pubDate>Sun, 09 Nov 2008 11:52:30 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.skandalforum.com/showthread.php?tid=5379</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
Yazar-Kemal Atalay<br />
<br />
Hakkı Devrim ve Okan Bayülgen'in takdim yazılarıyla dilimize ayna tutan müthiş bir eleştiri kitabı. <br />
<br />
İşte kitabın içinden bazı başlıklar: <br />
<br />
* 'Turkcheyi Türkçe Konuşarak mı Saklasak, Türkçeyi Turkche Konusharock mı Yasuck'la Suck? ' <br />
* 'Seny Sevyyorum Türkçe! ' <br />
* 'CHATer CHATer Konuş Türkiye, Kapak Olsun AB'ye! ' <br />
* 'Batı Durmadan 'Yol Alıyor' Biz Daha 'Yol Arıyoruz' <br />
* 'Youfka Yürekli, Diğerkam Türkler! ' <br />
* 'I'm The Best, Alayına Rest! ' <br />
<br />
Günlük konuşmalarda, televizyon, radyo, gazete ve dergilerde, işyeri ve alışveriş merkezi isimlerinde kullanılan dili gördüğümde çoğunlukla şu cümleler çıkıyor ağzımdan: 'Allah Allah, neler oluyor bu ülkede? ' 'Bu da nereden çıktı şimdi? ' 'Neresi burası? ! ' Aşağıdaki sözleri duyunca nasıl çıkmasın ki? <br />
<br />
'Link'i tıkla, download yap bana mail at! ' <br />
'Tamam, ben hemen o e-maili reply ederim.' <br />
'Benim için bir favor yapar mısın? ' <br />
'Süper lig, bugün yapılacak maçla start alacak.' <br />
'Wow, çok fit görünüyorsun! ' <br />
'Off the record konuşuyorum, söylediklerimiz aramızda kalacak...' <br />
'Şu enerji drinklerden varsa alalım bir tane, yoksa ice tea de olur.' <br />
<br />
Hangi dili konuşuyoruz biz? Türkçe mi, Türkilizce diye ucube bir dil mi? Bu durum Karşısında sormadan edemiyorum: 'Alo Türkçe Neredesin? ' <br />
<br />
Kemal Atalay radyocu. Türkçeyle ilişkisi gazeteci ile televizyoncuya nispetle daha kapsamlı, demektir bu. Gazeteci için kelime dağarcığı, cümle yapısı ve imla önemli. Televizyoncunun imla derdi yok, ama telaffuz sınavı ve söylediği ile yüz ifadesi ve ses vurguları arasında uyum şartı var. Radyocuya gelince: imla ve noktalama işaretleri gibi, mimik ve jestler gibi destekleri yok. Onun imkânı, dilin ana malzemesi olan seslerle sınırlıdır. 'Oxford İngilizcesi' 'Comedie Française Fransızcası' yanında, bu sebepledir ki bana 'T.R.T. Türkçesi' nitelemesi daha değerli gelir. <br />
Kemal Atalay, eline sağlık! <br />
-Hakkı Devrim- <br />
<br />
Bizler birbirimize 'aslında' ne demek istediğimizi anlatıncaya kadar daha kaç yüzyıl geçecek... Bu anlatım güçlüğümüzün tarihiyle bir 'aşk'ın tarihini, 'insan ömrü'nü, 'meclis tutanakları'nı karşılaştıralım. Tamam, böyle bir derde düşmeyelim. Sadece kavramlar konusunda anlaşabilsek 'usul hakkında' tartışmayı bırakır, temel meseleler konusunda anlaşır, ileriye doğru birkaç adım atabilirdik. <br />
Bu kitap bu yüzden önemli! <br />
-Okan Bayülgen- <br />
(Tanıtım Bülteninden)<br />
<br />
Babiali kültür yayıncılık<br />
Ekim-2008<br />
Fiatı:9.50.ytl]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
Yazar-Kemal Atalay<br />
<br />
Hakkı Devrim ve Okan Bayülgen'in takdim yazılarıyla dilimize ayna tutan müthiş bir eleştiri kitabı. <br />
<br />
İşte kitabın içinden bazı başlıklar: <br />
<br />
* 'Turkcheyi Türkçe Konuşarak mı Saklasak, Türkçeyi Turkche Konusharock mı Yasuck'la Suck? ' <br />
* 'Seny Sevyyorum Türkçe! ' <br />
* 'CHATer CHATer Konuş Türkiye, Kapak Olsun AB'ye! ' <br />
* 'Batı Durmadan 'Yol Alıyor' Biz Daha 'Yol Arıyoruz' <br />
* 'Youfka Yürekli, Diğerkam Türkler! ' <br />
* 'I'm The Best, Alayına Rest! ' <br />
<br />
Günlük konuşmalarda, televizyon, radyo, gazete ve dergilerde, işyeri ve alışveriş merkezi isimlerinde kullanılan dili gördüğümde çoğunlukla şu cümleler çıkıyor ağzımdan: 'Allah Allah, neler oluyor bu ülkede? ' 'Bu da nereden çıktı şimdi? ' 'Neresi burası? ! ' Aşağıdaki sözleri duyunca nasıl çıkmasın ki? <br />
<br />
'Link'i tıkla, download yap bana mail at! ' <br />
'Tamam, ben hemen o e-maili reply ederim.' <br />
'Benim için bir favor yapar mısın? ' <br />
'Süper lig, bugün yapılacak maçla start alacak.' <br />
'Wow, çok fit görünüyorsun! ' <br />
'Off the record konuşuyorum, söylediklerimiz aramızda kalacak...' <br />
'Şu enerji drinklerden varsa alalım bir tane, yoksa ice tea de olur.' <br />
<br />
Hangi dili konuşuyoruz biz? Türkçe mi, Türkilizce diye ucube bir dil mi? Bu durum Karşısında sormadan edemiyorum: 'Alo Türkçe Neredesin? ' <br />
<br />
Kemal Atalay radyocu. Türkçeyle ilişkisi gazeteci ile televizyoncuya nispetle daha kapsamlı, demektir bu. Gazeteci için kelime dağarcığı, cümle yapısı ve imla önemli. Televizyoncunun imla derdi yok, ama telaffuz sınavı ve söylediği ile yüz ifadesi ve ses vurguları arasında uyum şartı var. Radyocuya gelince: imla ve noktalama işaretleri gibi, mimik ve jestler gibi destekleri yok. Onun imkânı, dilin ana malzemesi olan seslerle sınırlıdır. 'Oxford İngilizcesi' 'Comedie Française Fransızcası' yanında, bu sebepledir ki bana 'T.R.T. Türkçesi' nitelemesi daha değerli gelir. <br />
Kemal Atalay, eline sağlık! <br />
-Hakkı Devrim- <br />
<br />
Bizler birbirimize 'aslında' ne demek istediğimizi anlatıncaya kadar daha kaç yüzyıl geçecek... Bu anlatım güçlüğümüzün tarihiyle bir 'aşk'ın tarihini, 'insan ömrü'nü, 'meclis tutanakları'nı karşılaştıralım. Tamam, böyle bir derde düşmeyelim. Sadece kavramlar konusunda anlaşabilsek 'usul hakkında' tartışmayı bırakır, temel meseleler konusunda anlaşır, ileriye doğru birkaç adım atabilirdik. <br />
Bu kitap bu yüzden önemli! <br />
-Okan Bayülgen- <br />
(Tanıtım Bülteninden)<br />
<br />
Babiali kültür yayıncılık<br />
Ekim-2008<br />
Fiatı:9.50.ytl]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yeni frekans değerlerin uydu alıcısına yüklenmesi]]></title>
			<link>http://www.skandalforum.com/showthread.php?tid=5378</link>
			<pubDate>Tue, 28 Oct 2008 01:06:02 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.skandalforum.com/showthread.php?tid=5378</guid>
			<description><![CDATA[(örnek)ATV'nin yeni uydu değerlerini uydu alıcılarına şöyle yükleyebilirsiniz;<br />
<br />
a. Ana menüye girebilmek için ; uzaktan kumandanızda ' MENÜ ' veya ' SETUP ' yazan düğmeye basınız .<br />
<br />
b. Uydu alıcısı marka modeline göre ; ' KANAL ARAMA ' , ' MANUEL ARAMA ' , ' KANAL EKLEME ' , ' EL İLE ARAMA ' gibi menülerden hangisi beliriyor ise YUKARI - AŞAĞI tuşlarını kullanarak ona gelip ' OK ' e basınız.<br />
<br />
c. Açılan pencerede yine uydu alıcısının marka modeline göre ; ' TP FREKANSI ' , ' ALIŞ FREKANSI ' , ' FREKANS ' , ' UYDU FREKANSI ' seçeneklerinden biri belirecektir , YUKARI - AŞAĞI tuşlarını kullanarak o seçeneğin üstüne gelip kumandada bulunan rakam tuşlarını kullanarak ATV yeni frekansı olan ' 11628 ' değerini girin.<br />
<br />
d. Yine aynı pencerede ' SEMBOL ORANI ' yada ' SYMBOL RATE ' değeri olacaktır. YUKARI - AŞAĞI tuşlarını kullanarak o seçeneğin üstüne gelip kumandada bulunan rakam tuşlarını kullanarak ' 6666 ' girin..<br />
<br />
e. Yine aynı pencerede bulunan ve ' POLARIZASYON ' yada ' POL ' şeklinde bir yazı olacaktır. YUKARI - AŞAĞI tuşlarını kullanarak o seçeneğin üstüne gelip sonra SAĞ - SOL ok tuşlarıyla ' H ' , ' HORIZONTAL ' yada ' YATAY ' olacak şekilde değiştirin.<br />
<br />
f. Yine aynı yerde bulunan ' FEC ' değerini değiştirmek için YUKARI - AŞAĞI tuşlarını kullanarak o seçeneğin üstüne gelip sonra SAĞ - SOL ok tuşlarıyla ' 5 / 6 ' seçilmelidir. Bazı uydu alıcılarında bu değerin girilebileceği bir alan bulunmamaktadır. Bu durumda bu değerin girilmesine gerek yoktur. <br />
<br />
g. Son olarak ' OK ' tuşuna basarak ATV yeni Uydu parametrelerini kaydetmiş olacaksınız. Aramayı tamamlayabilmek için Uydu Alıcısı marka modeline göre değişen ' ARAMA BAŞLAT ' yada ' TP ARA ' seçeneğinin üstüne gelerek arama işlemi başlatmanız gerekmektedir. <br />
<br />
h. Arama işlemi tamamlandıktan sonra Uydu Alıcısı yeni aranan kanalı kanal listesinin en sonuna kaydedecektir. <br />
<br />
UYDU ALICILARINDA PARAMETRELERİ DEĞİŞEN BÜTÜN KANALLARIN AYNI ANDA YÜKLENMESİ<br />
<br />
i. Ana menüye girebilmek için ; uzaktan kumandanızda ' MENÜ ' veya ' SETUP ' yazan düğmeye basınız .<br />
<br />
j. Uydu alıcısı marka modeline göre ; ' KANAL ARAMA ' , ' MANUEL ARAMA ' , ' KANAL EKLEME ' , ' EL İLE ARAMA ' gibi menülerden hangisi beliriyor ise YUKARI - AŞAĞI tuşlarını kullanarak ona gelip ' OK ' e basınız.<br />
<br />
k. Açılan pencerede yine uydu alıcısının marka modeline göre ; ' TP FREKANSI ' , ' ALIŞ FREKANSI ' , ' FREKANS ' , ' UYDU FREKANSI ' seçeneklerinden biri belirecektir , YUKARI - AŞAĞI tuşlarını kullanarak o seçeneğin üstüne gelip kumandada bulunan rakam tuşlarını kullanarak Türksat Tanıtım Kanalının yeni frekansı olan ' 12731 ' değerini girin.<br />
<br />
l. Yine aynı pencerede ' SEMBOL ORANI ' yada ' SYMBOL RATE ' değeri olacaktır. YUKARI - AŞAĞI tuşlarını kullanarak o seçeneğin üstüne gelip kumandada bulunan rakam tuşlarını kullanarak ' 3333 ' girin..<br />
<br />
m. Yine aynı pencerede bulunan ve ' POLARIZASYON ' yada ' POL ' şeklinde bir yazı olacaktır. YUKARI - AŞAĞI tuşlarını kullanarak o seçeneğin üstüne gelip sonra SAĞ - SOL ok tuşlarıyla ' V ' , ' VERTICAL ' yada ' Dİ***' olacak şekilde değiştirin.<br />
<br />
n. Yine aynı yerde bulunan ' FEC ' değerini değiştirmek için YUKARI - AŞAĞI tuşlarını kullanarak o seçeneğin üstüne gelip sonra SAĞ - SOL ok tuşlarıyla ' 3 / 4 ' seçilmelidir. Bazı uydu alıcılarında bu değerin girilebileceği bir alan bulunmamaktadır. Bu durumda bu değerin girilmesine gerek yoktur. <br />
<br />
o. Son olarak ' OK ' tuşuna basarak Türksat Tanıtım Kanalının yeni Uydu parametrelerini kaydetmiş olacaksınız. <br />
Yüklemeyi tamamlayabilmek için ; önce aynı yerde bulunan ' NETWORK SEARCH ' yada ' ŞEBEKE ARAMA ' seçeneği ' ON ' yada ' AÇIK ' yapıldıktan sonra Uydu Alıcısı marka modeline göre değişen ' ARAMA BAŞLAT ' yada ' TP ARA ' seçeneğinin üstüne gelerek arama işlemi başlatmanız gerekmektedir. <br />
<br />
p. Arama işlemi tamamlandıktan sonra Uydu Alıcısı yeni aranan kanalı kanal listesinin en sonuna kaydedecektir. <br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[(örnek)ATV'nin yeni uydu değerlerini uydu alıcılarına şöyle yükleyebilirsiniz;<br />
<br />
a. Ana menüye girebilmek için ; uzaktan kumandanızda ' MENÜ ' veya ' SETUP ' yazan düğmeye basınız .<br />
<br />
b. Uydu alıcısı marka modeline göre ; ' KANAL ARAMA ' , ' MANUEL ARAMA ' , ' KANAL EKLEME ' , ' EL İLE ARAMA ' gibi menülerden hangisi beliriyor ise YUKARI - AŞAĞI tuşlarını kullanarak ona gelip ' OK ' e basınız.<br />
<br />
c. Açılan pencerede yine uydu alıcısının marka modeline göre ; ' TP FREKANSI ' , ' ALIŞ FREKANSI ' , ' FREKANS ' , ' UYDU FREKANSI ' seçeneklerinden biri belirecektir , YUKARI - AŞAĞI tuşlarını kullanarak o seçeneğin üstüne gelip kumandada bulunan rakam tuşlarını kullanarak ATV yeni frekansı olan ' 11628 ' değerini girin.<br />
<br />
d. Yine aynı pencerede ' SEMBOL ORANI ' yada ' SYMBOL RATE ' değeri olacaktır. YUKARI - AŞAĞI tuşlarını kullanarak o seçeneğin üstüne gelip kumandada bulunan rakam tuşlarını kullanarak ' 6666 ' girin..<br />
<br />
e. Yine aynı pencerede bulunan ve ' POLARIZASYON ' yada ' POL ' şeklinde bir yazı olacaktır. YUKARI - AŞAĞI tuşlarını kullanarak o seçeneğin üstüne gelip sonra SAĞ - SOL ok tuşlarıyla ' H ' , ' HORIZONTAL ' yada ' YATAY ' olacak şekilde değiştirin.<br />
<br />
f. Yine aynı yerde bulunan ' FEC ' değerini değiştirmek için YUKARI - AŞAĞI tuşlarını kullanarak o seçeneğin üstüne gelip sonra SAĞ - SOL ok tuşlarıyla ' 5 / 6 ' seçilmelidir. Bazı uydu alıcılarında bu değerin girilebileceği bir alan bulunmamaktadır. Bu durumda bu değerin girilmesine gerek yoktur. <br />
<br />
g. Son olarak ' OK ' tuşuna basarak ATV yeni Uydu parametrelerini kaydetmiş olacaksınız. Aramayı tamamlayabilmek için Uydu Alıcısı marka modeline göre değişen ' ARAMA BAŞLAT ' yada ' TP ARA ' seçeneğinin üstüne gelerek arama işlemi başlatmanız gerekmektedir. <br />
<br />
h. Arama işlemi tamamlandıktan sonra Uydu Alıcısı yeni aranan kanalı kanal listesinin en sonuna kaydedecektir. <br />
<br />
UYDU ALICILARINDA PARAMETRELERİ DEĞİŞEN BÜTÜN KANALLARIN AYNI ANDA YÜKLENMESİ<br />
<br />
i. Ana menüye girebilmek için ; uzaktan kumandanızda ' MENÜ ' veya ' SETUP ' yazan düğmeye basınız .<br />
<br />
j. Uydu alıcısı marka modeline göre ; ' KANAL ARAMA ' , ' MANUEL ARAMA ' , ' KANAL EKLEME ' , ' EL İLE ARAMA ' gibi menülerden hangisi beliriyor ise YUKARI - AŞAĞI tuşlarını kullanarak ona gelip ' OK ' e basınız.<br />
<br />
k. Açılan pencerede yine uydu alıcısının marka modeline göre ; ' TP FREKANSI ' , ' ALIŞ FREKANSI ' , ' FREKANS ' , ' UYDU FREKANSI ' seçeneklerinden biri belirecektir , YUKARI - AŞAĞI tuşlarını kullanarak o seçeneğin üstüne gelip kumandada bulunan rakam tuşlarını kullanarak Türksat Tanıtım Kanalının yeni frekansı olan ' 12731 ' değerini girin.<br />
<br />
l. Yine aynı pencerede ' SEMBOL ORANI ' yada ' SYMBOL RATE ' değeri olacaktır. YUKARI - AŞAĞI tuşlarını kullanarak o seçeneğin üstüne gelip kumandada bulunan rakam tuşlarını kullanarak ' 3333 ' girin..<br />
<br />
m. Yine aynı pencerede bulunan ve ' POLARIZASYON ' yada ' POL ' şeklinde bir yazı olacaktır. YUKARI - AŞAĞI tuşlarını kullanarak o seçeneğin üstüne gelip sonra SAĞ - SOL ok tuşlarıyla ' V ' , ' VERTICAL ' yada ' Dİ***' olacak şekilde değiştirin.<br />
<br />
n. Yine aynı yerde bulunan ' FEC ' değerini değiştirmek için YUKARI - AŞAĞI tuşlarını kullanarak o seçeneğin üstüne gelip sonra SAĞ - SOL ok tuşlarıyla ' 3 / 4 ' seçilmelidir. Bazı uydu alıcılarında bu değerin girilebileceği bir alan bulunmamaktadır. Bu durumda bu değerin girilmesine gerek yoktur. <br />
<br />
o. Son olarak ' OK ' tuşuna basarak Türksat Tanıtım Kanalının yeni Uydu parametrelerini kaydetmiş olacaksınız. <br />
Yüklemeyi tamamlayabilmek için ; önce aynı yerde bulunan ' NETWORK SEARCH ' yada ' ŞEBEKE ARAMA ' seçeneği ' ON ' yada ' AÇIK ' yapıldıktan sonra Uydu Alıcısı marka modeline göre değişen ' ARAMA BAŞLAT ' yada ' TP ARA ' seçeneğinin üstüne gelerek arama işlemi başlatmanız gerekmektedir. <br />
<br />
p. Arama işlemi tamamlandıktan sonra Uydu Alıcısı yeni aranan kanalı kanal listesinin en sonuna kaydedecektir. <br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[uydu anten montajı için eleman...]]></title>
			<link>http://www.skandalforum.com/showthread.php?tid=5377</link>
			<pubDate>Sat, 25 Oct 2008 16:10:03 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.skandalforum.com/showthread.php?tid=5377</guid>
			<description><![CDATA[Tuzla-Pendik civarında uydu anten montajı için eleman...aranıyor.<br />
müracat...0535 551 52 38<br />
              0216 493 68 21<br />
BAŞAR ELEKTRONİK...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Tuzla-Pendik civarında uydu anten montajı için eleman...aranıyor.<br />
müracat...0535 551 52 38<br />
              0216 493 68 21<br />
BAŞAR ELEKTRONİK...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Şehvet Okulu - Ninas Mal]]></title>
			<link>http://www.skandalforum.com/showthread.php?tid=5376</link>
			<pubDate>Fri, 24 Oct 2008 22:52:12 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.skandalforum.com/showthread.php?tid=5376</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
part1 Sitemize Uye Olmadan Linkleri Goremezsiniz. Lutfen Giris Yapin veya Kayit Olun..<br />
<br />
Part2 Sitemize Uye Olmadan Linkleri Goremezsiniz. Lutfen Giris Yapin veya Kayit Olun..<br />
<br />
Part3 Sitemize Uye Olmadan Linkleri Goremezsiniz. Lutfen Giris Yapin veya Kayit Olun..<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
part1 Sitemize Uye Olmadan Linkleri Goremezsiniz. Lutfen Giris Yapin veya Kayit Olun..<br />
<br />
Part2 Sitemize Uye Olmadan Linkleri Goremezsiniz. Lutfen Giris Yapin veya Kayit Olun..<br />
<br />
Part3 Sitemize Uye Olmadan Linkleri Goremezsiniz. Lutfen Giris Yapin veya Kayit Olun..<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Türksat 3A 27 Ekimde geçerli frekans listesi]]></title>
			<link>http://www.skandalforum.com/showthread.php?tid=5375</link>
			<pubDate>Fri, 24 Oct 2008 00:40:12 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.skandalforum.com/showthread.php?tid=5375</guid>
			<description><![CDATA[1 = 10960 H 13000 STV Paket<br />
2 = 10969 H 30000 D Paket<br />
3 = 11054 H 30000 NTV Paket<br />
4 = 11094 H 24444 TRT Paket<br />
5 = 11096 V 30000 Türksat paket 1<br />
6 = 11194 H 7200 Türksat paket 2<br />
7 = 11642 H 10370 Paket Kanal Türk<br />
8 = 11729 V 15555 Dıgıtürk paket<br />
9 = 11476 H 27500 Paket<br />
10 = 11804 V 24444 D Paket<br />
11 = 11830 V 7200 Kan 7 paket<br />
12 = 11845 V 4444 Smart tv paket<br />
13 = 11862 H 27500 D paket<br />
14 = 11919 V 24444 TRT paket<br />
15 = 11938 H 27500 D Paket<br />
16 = 11981 H 5200 TGRT Paket<br />
17 = 11996 V 26000 Türkvizyon paket<br />
18 = 12015 H 27500 Türksat paket 3<br />
19 = 12130 V 27500 Türksat paket 4<br />
20 = 12142 H 7400 Digette paket<br />
21 = 12592 H 8888 Cine 5 paket<br />
22 = 12615 V 4800 ATV Paket<br />
23 = 12679 V 8888 24 TV Paket<br />
24 = 12685 H 30000 Türksat paket 5<br />
25 = 12729 H 30000 Türksat paket 6<br />
26 = 12731 V 3333 Türksat otomatik tarama ve tanıtım<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[1 = 10960 H 13000 STV Paket<br />
2 = 10969 H 30000 D Paket<br />
3 = 11054 H 30000 NTV Paket<br />
4 = 11094 H 24444 TRT Paket<br />
5 = 11096 V 30000 Türksat paket 1<br />
6 = 11194 H 7200 Türksat paket 2<br />
7 = 11642 H 10370 Paket Kanal Türk<br />
8 = 11729 V 15555 Dıgıtürk paket<br />
9 = 11476 H 27500 Paket<br />
10 = 11804 V 24444 D Paket<br />
11 = 11830 V 7200 Kan 7 paket<br />
12 = 11845 V 4444 Smart tv paket<br />
13 = 11862 H 27500 D paket<br />
14 = 11919 V 24444 TRT paket<br />
15 = 11938 H 27500 D Paket<br />
16 = 11981 H 5200 TGRT Paket<br />
17 = 11996 V 26000 Türkvizyon paket<br />
18 = 12015 H 27500 Türksat paket 3<br />
19 = 12130 V 27500 Türksat paket 4<br />
20 = 12142 H 7400 Digette paket<br />
21 = 12592 H 8888 Cine 5 paket<br />
22 = 12615 V 4800 ATV Paket<br />
23 = 12679 V 8888 24 TV Paket<br />
24 = 12685 H 30000 Türksat paket 5<br />
25 = 12729 H 30000 Türksat paket 6<br />
26 = 12731 V 3333 Türksat otomatik tarama ve tanıtım<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[NVidia ForceWare 180.42 - Beta sürücüleri (FarCry 2'ye özel)]]></title>
			<link>http://www.skandalforum.com/showthread.php?tid=5374</link>
			<pubDate>Wed, 22 Oct 2008 23:57:50 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.skandalforum.com/showthread.php?tid=5374</guid>
			<description><![CDATA[NVidia, GeForce 8,9 ve 200 serisi ekran kartları için 180.42 versiyon numaralı yeni beta Windows XP ve Windows Vista ForceWare sürücülerini yayımladı. FarCry 2'de gözle görülür bir şekilde performans artışı sağlayan ve bazı oyunlarda görülebilen hataları gideren sürücüleri aşağıdaki adreslerden indirebilirsiniz.<br />
<br />
Sitemize Uye Olmadan Linkleri Goremezsiniz. Lutfen Giris Yapin veya Kayit Olun..<br />
Sitemize Uye Olmadan Linkleri Goremezsiniz. Lutfen Giris Yapin veya Kayit Olun..<br />
Sitemize Uye Olmadan Linkleri Goremezsiniz. Lutfen Giris Yapin veya Kayit Olun..<br />
Sitemize Uye Olmadan Linkleri Goremezsiniz. Lutfen Giris Yapin veya Kayit Olun..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[NVidia, GeForce 8,9 ve 200 serisi ekran kartları için 180.42 versiyon numaralı yeni beta Windows XP ve Windows Vista ForceWare sürücülerini yayımladı. FarCry 2'de gözle görülür bir şekilde performans artışı sağlayan ve bazı oyunlarda görülebilen hataları gideren sürücüleri aşağıdaki adreslerden indirebilirsiniz.<br />
<br />
Sitemize Uye Olmadan Linkleri Goremezsiniz. Lutfen Giris Yapin veya Kayit Olun..<br />
Sitemize Uye Olmadan Linkleri Goremezsiniz. Lutfen Giris Yapin veya Kayit Olun..<br />
Sitemize Uye Olmadan Linkleri Goremezsiniz. Lutfen Giris Yapin veya Kayit Olun..<br />
Sitemize Uye Olmadan Linkleri Goremezsiniz. Lutfen Giris Yapin veya Kayit Olun..]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Diş bakımında yapılan 30 hata!]]></title>
			<link>http://www.skandalforum.com/showthread.php?tid=5373</link>
			<pubDate>Tue, 21 Oct 2008 14:48:45 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.skandalforum.com/showthread.php?tid=5373</guid>
			<description><![CDATA[Diş konusunda &#8216;efsane&#8217; zenginiyiz! Kimi protezi çamaşır suyuna koyarken, kimi ağrı keser diye dişe rakı, tütün, tuz basıyor, kimi kanadı diye seviniyor Dişleri çizer diye macun kullanmayanlar, daha iyi temizler diye en sert diş fırçasını arayıp bulanlar, dişleri kanadı diye sevinenler, &#8216;çürükler kalıtsaldır, çarpık dişler doğuştandır&#8217; deyip kaderine boyun eğenler&#8230; <br />
<br />
Kimimiz protezleri çamaşır suyuna koyuyoruz, kimimiz ağrıyı keser diye dişe rakı, tütün ya da tuz basıyoruz. Ama en önemlisi de diş ağrısından duramayacak hale gelinceye kadar diş doktoruna gitmeyi düşünmüyoruz&#8230; Hal böyle olunca da ağız ve diş sağlığında sınıfta kalıyoruz!<br />
<br />
Medical Park Bahçelievler Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Dr. Ahmet Mihmanlı, ağız ve diş sağlığı konusunda yaptığımız hataları ve topluma yerleşmiş yanlış inanışları anlattı: <br />
<br />
1- SERT DİŞ FIRÇASI DAHA İYİ TEMİZLER: İyi fırçalamak; fırçanın sertliğiyle değil, fırçalama tekniğiyle ilgilidir. Genellikle orta sertlikte diş fırçaları kullanılır. Çok sert fırçalar, dişleri aşındırabilir. Çok yumuşak fırçalar ise dişleri temizlemeyebilir. <br />
<br />
2- SERT FIRÇALAMAK DİŞLERİ DAHA İYİ TEMİZLER: Dişleri sert fırçalamak; dişleri temizlemek yerine, &#8216;fırça çürüğü&#8217; dediğimiz aşınmalara neden olur. Dişlerin mine tabakası aşındığı için, alttaki sarı tabaka ortaya çıkar ve dişler daha sarı gözükür. Ayrıca sert fırçalamak, dişlerde hassasiyete ve diş eti çekilmesine neden olur. <br />
<br />
3- DİŞ MACUNUNU FAZLA KULLANMAK DİŞLERİ ÇİZER: Dişlerin mine tabakasının çizilmesi; macunun fazla kullanılmasıyla ilgili değil, kullanılan macunun granüllerinin büyük olmasıyla ilgilidir. O yüzden granülleri büyük olan macunların uzun süreli kullanımından kaçınılmalı. Fırçanın üzerine konulan macunun miktarı ise &#8216;mercimek tanesi&#8217; büyüklüğünde olmalı.<br />
<br />
4- KARBONAT VE TUZLA FIRÇALAMAK DİŞLERİ BEYAZLATIR: Bu maddeler iri granüllü olduğu için dişin mine tabakalarını çizer ve aşındırır. Bunun sonucunda; dişin parlaklığı gider ve yediğimiz ve içtiğimiz besinlerle, dişler daha kısa zamanda renkleşmeye başlar. <br />
<br />
5- SARI DİŞLER DAHA SAĞLAMDIR: Dişin rengi dişin sağlamlığını belirlemez. <br />
<br />
DİŞ FIRÇASI VE MACUN ISLATILMAZ! <br />
<br />
6- DİŞLER, MACUN VE FIRÇA ISLATILARAK FIRÇALANMALI: Diş fırçası, fırçalamaya başlamadan önce ıslatılmamalıdır. Çünkü; fırça kılları ıslatılınca, sertliğini kaybeder. Macunun köpürmesi için de yeterli sıvı ağızda mevcuttur. <br />
<br />
7- MACUN KULLANMAYA BAŞLADIKTAN SONRA DİŞLERİM ÇÜRÜDÜ: Macun; dişleri fırçalarken sabun görevi görür ve içeriğinde dişlerde biriken mikroorganizmaları yok etmek için etken maddeler vardır. Yani çürümeye neden olmaz. <br />
<br />
8- ÇÜRÜKLER GENETİKTİR, NE YAPARSAN YAP DİŞİN ÇÜRÜR: Bireyler arasında çürüğe yatkınlık farklı olabilir. Fakat kötü beslenme alışkanlığının düzeltilmesi, ağız hijyenine önem verilmesi ve düzenli diş hekimi kontrolleri durumunda çürüğe yatkınlığın bir önemi kalmaz. <br />
<br />
DİŞLER KAHVALTIDAN SONRA FIRÇALANIR <br />
<br />
9- DİŞLER KAHVALTIDAN ÖNCE FIRÇALANIR: Dişler günde en az iki kez, kahvaltıdan sonra ve yatmadan önce fırçalanmalı. Diş fırçalama işlemi bitince, dilin üst kısmı da yumuşakça fırçalanmalı. <br />
<br />
10- ESTETİK DİŞ DOĞUŞTAN OLUR, ÇARPIK DİŞTEN KURTULUŞ YOK: Diş düzeltme (ortodonti); dişler ağızda mevcut olduğu sürece her yaşta uygulanabilir. Ortodontik tedavi sayesinde; dişler mevcutsa, her yaşta düzeltme yapılarak, güzel gözüken dişlere sahip olunabilir.<br />
<br />
11- HER BÜNYE İMPLANTI KABUL ETMEZ: İmplant; eksik olan dişlerin yerine çene kemiğine yerleştirilen yapay diş kökleri olarak tanımlanabilir. Sadece yara iyileşmesini etkileyen bir sistemik hastalık ile kontrol altında olmayan kalp ve şeker hastalığı varsa yapılmaz.<br />
<br />
12- HAREKETLİ PROTEZLER ÇAMAŞIR SUYUNA KONURSA BEYAZLAR: Hareketli protezleri çamaşır suyuna koymak zararlıdır. Protezin kırılganlığını artırır ve protezin ömrünü azaltır. Protezler için özel temizleme tabletleri vardır; onlar kullanılmalı. <br />
<br />
13- ÇEKTİRDİĞİM 20 YAŞ DİŞİNİN YERİNE DİŞ YAPTIRMALIYIM: Çekilen 20 yaş dişlerinin yerine protez diş yaptırmaya gerek yoktur. DİŞİNİZ KANAYINCA SEVİNMEYİN BİR DOKTORA GİDİN! <br />
<br />
14- DİŞ RÖNTGENİ ÇEKTİRİRSEM ÇOK FAZLA IŞIN ALIRIM: Diş röntgenleriyle alınan radyasyon çok azdır. Bu radyasyon doğada alınan radyasyondan daha azdır.<br />
<br />
15- BEYAZLATMA (BLEACHİNG) DİŞLERİ DAHA DA SARARTIR: Beyazlatma; normal diş rengini daha da açmak için yapılır. Beyazlatmanın ilk yapıldığı dönemlerde; kahve, çay ve sigara gibi dişleri renklendirecek etkenlerden uzak durmak gerekir. Beyazlatmayı yapacak hekimin tavsiyelerine uyulursa, beyazlatmanın hiçbir yan etkisi yoktur.<br />
<br />
16- DİŞ TAŞLARI TEMİZLENDİKTEN SONRA DAHA ÇOK DİŞ TAŞI OLUŞUR: Düzenli ve doğru fırçalama diş taşı oluşumunu engeller. Altı ayda bir diş hekimi kontrolü sayesinde; iyi fırçalayamadığımız alanlarda oluşan diş taşları, hekim tarafından temizlenmiş olur. Bunun da herhangi bir zararı yoktur. <br />
<br />
17- DİŞ TAŞI TEMİZLİĞİ DİŞİN MİNESİNE ZARAR VERİR: Diş taşı temizliği doğru uygulandığı takdirde minenin zedelenmesine neden olmaz. Çünkü diş taşı temizliği işleminde; diş dokusundan değil, diş yüzeyine ait olmayan oluşumlar (plak, diş taşı) uzaklaştırılır. <br />
<br />
18- DİŞ FIRÇALARKEN DİŞ ETLERİNİN KANAMASI İYİDİR: Diş fırçalarken görülen kanamalar, diş eti iltihabının belirtilerinden biridir. Vakit geçirmeden bir diş hekimine başvurmak gerekir. Diş etlerinin, kanamadan dolayı fırçalanmaması sonucu, mevcut iltihabi durum şiddetlenecektir. Hastalar kanama olan bölgeyi daha iyi fırçalamalı ve diş hekimine tedavi için başvurmalı. <br />
<br />
DİŞ HEKİMİNİN KAS GÜCÜNE DEĞİL UZMANLIĞINA BAKIN!<br />
<br />
19- SÜT DİŞLERİ NASIL OLSA DÖKÜLECEK DOLGU GEREKSİZDİR: Süt dişinin erken çekimi, alttan gelen daimi dişlerde çapraşıklığa ve çene kemiği gelişiminde bozulmalara neden olur. <br />
<br />
20- ERKEK DİŞ HEKİMLERİ DAHA İYİ DİŞ ÇEKER: Diş çekimi belli prosedürler doğrultusunda uygulanan bir işlem olup, uygulanan kuvvetle alakalı değildir. <br />
<br />
21- ÇEKİM İÇİN KULLANILAN LOKAL ANESTEZİKLER MORFİNDİR BAĞIMLILILIK YAPAR: Diş hekimliğinde kullanılan lokal anestezik maddeler morfin içerikli değildir; alışkanlık yapmaz. Morfin, tıp alanında sınırlı vakalarda kullanılan bir ilaçtır.<br />
<br />
22- DİŞ ÇEKİMİ AVRUPA MALI MORFİNLE YAPILIRSA AĞRIMAZ: Günümüzdeki lokal anestezik maddeler belli standartlarda üretilmiştir. Avrupa malı olmasına gerek yoktur. <br />
<br />
23- DİŞ AĞRIYINCA DİŞİN ÜZERİNE ASPİRİN, RAKI, KOLONYA, TÜTÜN VE TUZ KOYMAK AĞRIYI KESER: Alkol ve alkol içerikli maddelerin diş ve diş eti bölgesine uygulanması sonucu diş etlerinde &#8216;alkol-aspirin yanığı&#8217; denilen komplikasyonlara neden olur. Dişlerin üzerine uygulanan diğer maddelerin (tütün, tuz vb.) de ağrı kesici özellikleri yoktur. Ağrı, ancak mevcut sorun giderildiğinde ortadan kalkar.<br />
<br />
24- ÇÜRÜK DİŞ ÇEKİLDİKTEN SONRA PİS KAN AKITILMALIDIR, ÇEKİLEN DİŞİN YERİNİ KANATMAK İYİDİR: Diş çekiminden sonra, çekim boşluğuna hastanın yaptığı müdahaleler sonucu bölgenin sürekli kanatılması ya da pıhtının uzaklaştırılması, diş çekimi yapılan yerin iltihaplanmasına neden olur. Oluşan pıhtı korunmalıdır. <br />
<br />
HİÇBİR PROTEZ KENDİ DİŞİNİZİN YERİNİ TUTMAZ! <br />
<br />
25- EN KOLAY ÇÖZÜM ÇÜRÜK DİŞİ ÇEKTİRİP KURTULMAK: Çürük diş için mümkün olan her türlü tedavi uygulanmalı. Çünkü ne fonksiyon ne de estetik yönünden hiçbir protez kendi dişinizden daha iyi olamaz. <br />
<br />
26- AĞIZ KOKUSU HERKESTE OLUR VE GEÇMEZ: Ağız kokusu; diş çürüğü, diş eti hastalığı, sindirim sistemi ile ilgili rahatsızlıklar, sinüzit ya da üst solunum yolu enfeksiyonları kaynaklı olabilir. Bu hastalıkların tedavisi sonucunda ağız kokusu önlenebilir.<br />
<br />
27- DİŞ TELİ SADECE ÇOCUKLARDA KULLANILIR: Ortodonti (tel tedavisi) alanındaki son gelişmeler sayesinde; tel tedavisi sadece çocuklara değil, erişkin hastalar için de uygulanabilir. <br />
<br />
28- HER HAMİLELİK BİR DİŞ GÖTÜRÜR: Her hamilelikte diş kaybının gerçekleşmesi söz konusu değildir. Ağız bakımının tam olarak sağlanamaması, tedavi edilemeyen çürüklerin varlığı ve diş eti hastalıklarının ilerlemesi durumunda diş kayıpları görülür.<br />
<br />
29- HAMİLELİKTE DİŞ ETLERİ KANAR ÇÜNKÜ DİŞTEN KALSİYUM ÇEKİLİYORDUR: Hamilelikteki diş eti kanaması, dişten kalsiyum çekilmesi nedeniyle olmaz. Kanamanın nedeni; ağız bakımının yeterli sağlanmaması durumunda hamilelikteki hormonal değişiklikler sonucu diş eti iltihabının oluşması ya da mevcut diş eti iltihabının şiddetlenmesidir.<br />
<br />
30- HAMİLELİKTE DİŞ TEDAVİSİ BEBEĞE ZARAR VERİR: Acil olan diş tedavileri, hamileliğin her döneminde yapılabilir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Diş konusunda &#8216;efsane&#8217; zenginiyiz! Kimi protezi çamaşır suyuna koyarken, kimi ağrı keser diye dişe rakı, tütün, tuz basıyor, kimi kanadı diye seviniyor Dişleri çizer diye macun kullanmayanlar, daha iyi temizler diye en sert diş fırçasını arayıp bulanlar, dişleri kanadı diye sevinenler, &#8216;çürükler kalıtsaldır, çarpık dişler doğuştandır&#8217; deyip kaderine boyun eğenler&#8230; <br />
<br />
Kimimiz protezleri çamaşır suyuna koyuyoruz, kimimiz ağrıyı keser diye dişe rakı, tütün ya da tuz basıyoruz. Ama en önemlisi de diş ağrısından duramayacak hale gelinceye kadar diş doktoruna gitmeyi düşünmüyoruz&#8230; Hal böyle olunca da ağız ve diş sağlığında sınıfta kalıyoruz!<br />
<br />
Medical Park Bahçelievler Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Dr. Ahmet Mihmanlı, ağız ve diş sağlığı konusunda yaptığımız hataları ve topluma yerleşmiş yanlış inanışları anlattı: <br />
<br />
1- SERT DİŞ FIRÇASI DAHA İYİ TEMİZLER: İyi fırçalamak; fırçanın sertliğiyle değil, fırçalama tekniğiyle ilgilidir. Genellikle orta sertlikte diş fırçaları kullanılır. Çok sert fırçalar, dişleri aşındırabilir. Çok yumuşak fırçalar ise dişleri temizlemeyebilir. <br />
<br />
2- SERT FIRÇALAMAK DİŞLERİ DAHA İYİ TEMİZLER: Dişleri sert fırçalamak; dişleri temizlemek yerine, &#8216;fırça çürüğü&#8217; dediğimiz aşınmalara neden olur. Dişlerin mine tabakası aşındığı için, alttaki sarı tabaka ortaya çıkar ve dişler daha sarı gözükür. Ayrıca sert fırçalamak, dişlerde hassasiyete ve diş eti çekilmesine neden olur. <br />
<br />
3- DİŞ MACUNUNU FAZLA KULLANMAK DİŞLERİ ÇİZER: Dişlerin mine tabakasının çizilmesi; macunun fazla kullanılmasıyla ilgili değil, kullanılan macunun granüllerinin büyük olmasıyla ilgilidir. O yüzden granülleri büyük olan macunların uzun süreli kullanımından kaçınılmalı. Fırçanın üzerine konulan macunun miktarı ise &#8216;mercimek tanesi&#8217; büyüklüğünde olmalı.<br />
<br />
4- KARBONAT VE TUZLA FIRÇALAMAK DİŞLERİ BEYAZLATIR: Bu maddeler iri granüllü olduğu için dişin mine tabakalarını çizer ve aşındırır. Bunun sonucunda; dişin parlaklığı gider ve yediğimiz ve içtiğimiz besinlerle, dişler daha kısa zamanda renkleşmeye başlar. <br />
<br />
5- SARI DİŞLER DAHA SAĞLAMDIR: Dişin rengi dişin sağlamlığını belirlemez. <br />
<br />
DİŞ FIRÇASI VE MACUN ISLATILMAZ! <br />
<br />
6- DİŞLER, MACUN VE FIRÇA ISLATILARAK FIRÇALANMALI: Diş fırçası, fırçalamaya başlamadan önce ıslatılmamalıdır. Çünkü; fırça kılları ıslatılınca, sertliğini kaybeder. Macunun köpürmesi için de yeterli sıvı ağızda mevcuttur. <br />
<br />
7- MACUN KULLANMAYA BAŞLADIKTAN SONRA DİŞLERİM ÇÜRÜDÜ: Macun; dişleri fırçalarken sabun görevi görür ve içeriğinde dişlerde biriken mikroorganizmaları yok etmek için etken maddeler vardır. Yani çürümeye neden olmaz. <br />
<br />
8- ÇÜRÜKLER GENETİKTİR, NE YAPARSAN YAP DİŞİN ÇÜRÜR: Bireyler arasında çürüğe yatkınlık farklı olabilir. Fakat kötü beslenme alışkanlığının düzeltilmesi, ağız hijyenine önem verilmesi ve düzenli diş hekimi kontrolleri durumunda çürüğe yatkınlığın bir önemi kalmaz. <br />
<br />
DİŞLER KAHVALTIDAN SONRA FIRÇALANIR <br />
<br />
9- DİŞLER KAHVALTIDAN ÖNCE FIRÇALANIR: Dişler günde en az iki kez, kahvaltıdan sonra ve yatmadan önce fırçalanmalı. Diş fırçalama işlemi bitince, dilin üst kısmı da yumuşakça fırçalanmalı. <br />
<br />
10- ESTETİK DİŞ DOĞUŞTAN OLUR, ÇARPIK DİŞTEN KURTULUŞ YOK: Diş düzeltme (ortodonti); dişler ağızda mevcut olduğu sürece her yaşta uygulanabilir. Ortodontik tedavi sayesinde; dişler mevcutsa, her yaşta düzeltme yapılarak, güzel gözüken dişlere sahip olunabilir.<br />
<br />
11- HER BÜNYE İMPLANTI KABUL ETMEZ: İmplant; eksik olan dişlerin yerine çene kemiğine yerleştirilen yapay diş kökleri olarak tanımlanabilir. Sadece yara iyileşmesini etkileyen bir sistemik hastalık ile kontrol altında olmayan kalp ve şeker hastalığı varsa yapılmaz.<br />
<br />
12- HAREKETLİ PROTEZLER ÇAMAŞIR SUYUNA KONURSA BEYAZLAR: Hareketli protezleri çamaşır suyuna koymak zararlıdır. Protezin kırılganlığını artırır ve protezin ömrünü azaltır. Protezler için özel temizleme tabletleri vardır; onlar kullanılmalı. <br />
<br />
13- ÇEKTİRDİĞİM 20 YAŞ DİŞİNİN YERİNE DİŞ YAPTIRMALIYIM: Çekilen 20 yaş dişlerinin yerine protez diş yaptırmaya gerek yoktur. DİŞİNİZ KANAYINCA SEVİNMEYİN BİR DOKTORA GİDİN! <br />
<br />
14- DİŞ RÖNTGENİ ÇEKTİRİRSEM ÇOK FAZLA IŞIN ALIRIM: Diş röntgenleriyle alınan radyasyon çok azdır. Bu radyasyon doğada alınan radyasyondan daha azdır.<br />
<br />
15- BEYAZLATMA (BLEACHİNG) DİŞLERİ DAHA DA SARARTIR: Beyazlatma; normal diş rengini daha da açmak için yapılır. Beyazlatmanın ilk yapıldığı dönemlerde; kahve, çay ve sigara gibi dişleri renklendirecek etkenlerden uzak durmak gerekir. Beyazlatmayı yapacak hekimin tavsiyelerine uyulursa, beyazlatmanın hiçbir yan etkisi yoktur.<br />
<br />
16- DİŞ TAŞLARI TEMİZLENDİKTEN SONRA DAHA ÇOK DİŞ TAŞI OLUŞUR: Düzenli ve doğru fırçalama diş taşı oluşumunu engeller. Altı ayda bir diş hekimi kontrolü sayesinde; iyi fırçalayamadığımız alanlarda oluşan diş taşları, hekim tarafından temizlenmiş olur. Bunun da herhangi bir zararı yoktur. <br />
<br />
17- DİŞ TAŞI TEMİZLİĞİ DİŞİN MİNESİNE ZARAR VERİR: Diş taşı temizliği doğru uygulandığı takdirde minenin zedelenmesine neden olmaz. Çünkü diş taşı temizliği işleminde; diş dokusundan değil, diş yüzeyine ait olmayan oluşumlar (plak, diş taşı) uzaklaştırılır. <br />
<br />
18- DİŞ FIRÇALARKEN DİŞ ETLERİNİN KANAMASI İYİDİR: Diş fırçalarken görülen kanamalar, diş eti iltihabının belirtilerinden biridir. Vakit geçirmeden bir diş hekimine başvurmak gerekir. Diş etlerinin, kanamadan dolayı fırçalanmaması sonucu, mevcut iltihabi durum şiddetlenecektir. Hastalar kanama olan bölgeyi daha iyi fırçalamalı ve diş hekimine tedavi için başvurmalı. <br />
<br />
DİŞ HEKİMİNİN KAS GÜCÜNE DEĞİL UZMANLIĞINA BAKIN!<br />
<br />
19- SÜT DİŞLERİ NASIL OLSA DÖKÜLECEK DOLGU GEREKSİZDİR: Süt dişinin erken çekimi, alttan gelen daimi dişlerde çapraşıklığa ve çene kemiği gelişiminde bozulmalara neden olur. <br />
<br />
20- ERKEK DİŞ HEKİMLERİ DAHA İYİ DİŞ ÇEKER: Diş çekimi belli prosedürler doğrultusunda uygulanan bir işlem olup, uygulanan kuvvetle alakalı değildir. <br />
<br />
21- ÇEKİM İÇİN KULLANILAN LOKAL ANESTEZİKLER MORFİNDİR BAĞIMLILILIK YAPAR: Diş hekimliğinde kullanılan lokal anestezik maddeler morfin içerikli değildir; alışkanlık yapmaz. Morfin, tıp alanında sınırlı vakalarda kullanılan bir ilaçtır.<br />
<br />
22- DİŞ ÇEKİMİ AVRUPA MALI MORFİNLE YAPILIRSA AĞRIMAZ: Günümüzdeki lokal anestezik maddeler belli standartlarda üretilmiştir. Avrupa malı olmasına gerek yoktur. <br />
<br />
23- DİŞ AĞRIYINCA DİŞİN ÜZERİNE ASPİRİN, RAKI, KOLONYA, TÜTÜN VE TUZ KOYMAK AĞRIYI KESER: Alkol ve alkol içerikli maddelerin diş ve diş eti bölgesine uygulanması sonucu diş etlerinde &#8216;alkol-aspirin yanığı&#8217; denilen komplikasyonlara neden olur. Dişlerin üzerine uygulanan diğer maddelerin (tütün, tuz vb.) de ağrı kesici özellikleri yoktur. Ağrı, ancak mevcut sorun giderildiğinde ortadan kalkar.<br />
<br />
24- ÇÜRÜK DİŞ ÇEKİLDİKTEN SONRA PİS KAN AKITILMALIDIR, ÇEKİLEN DİŞİN YERİNİ KANATMAK İYİDİR: Diş çekiminden sonra, çekim boşluğuna hastanın yaptığı müdahaleler sonucu bölgenin sürekli kanatılması ya da pıhtının uzaklaştırılması, diş çekimi yapılan yerin iltihaplanmasına neden olur. Oluşan pıhtı korunmalıdır. <br />
<br />
HİÇBİR PROTEZ KENDİ DİŞİNİZİN YERİNİ TUTMAZ! <br />
<br />
25- EN KOLAY ÇÖZÜM ÇÜRÜK DİŞİ ÇEKTİRİP KURTULMAK: Çürük diş için mümkün olan her türlü tedavi uygulanmalı. Çünkü ne fonksiyon ne de estetik yönünden hiçbir protez kendi dişinizden daha iyi olamaz. <br />
<br />
26- AĞIZ KOKUSU HERKESTE OLUR VE GEÇMEZ: Ağız kokusu; diş çürüğü, diş eti hastalığı, sindirim sistemi ile ilgili rahatsızlıklar, sinüzit ya da üst solunum yolu enfeksiyonları kaynaklı olabilir. Bu hastalıkların tedavisi sonucunda ağız kokusu önlenebilir.<br />
<br />
27- DİŞ TELİ SADECE ÇOCUKLARDA KULLANILIR: Ortodonti (tel tedavisi) alanındaki son gelişmeler sayesinde; tel tedavisi sadece çocuklara değil, erişkin hastalar için de uygulanabilir. <br />
<br />
28- HER HAMİLELİK BİR DİŞ GÖTÜRÜR: Her hamilelikte diş kaybının gerçekleşmesi söz konusu değildir. Ağız bakımının tam olarak sağlanamaması, tedavi edilemeyen çürüklerin varlığı ve diş eti hastalıklarının ilerlemesi durumunda diş kayıpları görülür.<br />
<br />
29- HAMİLELİKTE DİŞ ETLERİ KANAR ÇÜNKÜ DİŞTEN KALSİYUM ÇEKİLİYORDUR: Hamilelikteki diş eti kanaması, dişten kalsiyum çekilmesi nedeniyle olmaz. Kanamanın nedeni; ağız bakımının yeterli sağlanmaması durumunda hamilelikteki hormonal değişiklikler sonucu diş eti iltihabının oluşması ya da mevcut diş eti iltihabının şiddetlenmesidir.<br />
<br />
30- HAMİLELİKTE DİŞ TEDAVİSİ BEBEĞE ZARAR VERİR: Acil olan diş tedavileri, hamileliğin her döneminde yapılabilir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[29 EKİM    CUMHURİYET BAYRAMI]]></title>
			<link>http://www.skandalforum.com/showthread.php?tid=5372</link>
			<pubDate>Tue, 21 Oct 2008 10:42:43 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.skandalforum.com/showthread.php?tid=5372</guid>
			<description><![CDATA[29 Ekim 1923 ülkemizde cumhuriyet yönetiminin ilan edildiği gündür. Bugün ulusal bayram günüdür. Her yıl cumhuriyet yönetiminin ilanını 28 - 29 Ekim günleri Cumhuriyet Bayramı olarak coşkun törenlerle kutlarız.<br />
<br />
Cumhuriyet Yönetiminden önce devletimizin adı Osmanlı İmparatorluğu idi. Osmanlı Devleti, Osman Bey tarafından 1299'da Söğüt 'de kuruldu. Osmanlı devlet yöneticisine padişah denirdi. Osmanlı Devletini altı yüz yirmi dört yılda, otuz altı padişah yönetti. Son padişah Sultan Vahdettin'dir.<br />
<br />
Eskiden ülkelerde tek kişi egemendi. Ülkelerini diledikleri gibi yöneten bu kişilere padişah, şah, kral, hakan, sultan denirdi. Yönetim çoğu zaman babadan oğula geçerdi. Oğulun küçük olması, deli olması yönetici olmaya engel sayılmazdı. Böyle tek kişinin kendi başına buyruk, sorumsuz, denetimsiz yönetimine mutlakiyet denir. Mutlakiyet yönetiminde egemenlik kayıtsız şartsız tek bir kişidedir.<br />
<br />
Mutlakiyetle yönetilen ülkelerde zamanla hakana, padişaha, şaha, krala yardımcı olsun diye meclis kuruldu. Meclis üyeleri halkın dileklerini yöneticiye duyurur, yasa tasarısını hazırlardı. Bu yasa taslakları hakan, padişah, şah, kral tarafından benimsendiğinde yasalaşırdı. Bu yönetim biçimine Meşrutiyet denir. Ancak meclisin yetkileri genel olarak çok sınırlıdır. Osmanlı Devletinde 1876 ve 1908 yıllarında iki kez meşrutiyet ilan edildi.<br />
<br />
Üçüncü yönetim biçimi cumhuriyettir. Cumhuriyet'te egemenlik kayıtsız şartsız ulusundur. Ulus kendini yönetme yetkisini temsilcileri - milletvekilleri- aracılığı ile kullanır. Cumhuriyet yönetiminde yurttaşın seçme ve seçilme hakkı vardır. Seçilen temsilciler yasalar yapar, yöneticileri ulusu adına denetler. Yönetilenler dilerlerse seçimlerde yöneticilerini değiştirirler.<br />
<br />
ÜLKEMİZDE CUMHURİYETİN KURULUŞU<br />
<br />
Osmanlı İmparatorluğu'nda, ikinci Meşrutiyetin ilanından altı yıl sonra Birinci Dünya Savaşı başladı. 1914'te başlayan Birinci Dünya Savaşı'na dünyanın belli öbaşlı devletleri katıldı. Dört yıl süren savaş sonunda bizimle birlikte olan devletler yenildi. Savaş kurallarına göre biz de yenilmiş sayıldık. Ülkemiz İngilizler, Yunanlılar, Fransızlar, İtalyanlar tarafından paylaşıldı.<br />
<br />
Ulusuna inanan, güvenen Mustafa Kemal Paşa, 19 Mayıs 1919'da Samsun'a geldi. Erzurum'da, Sıvas'ta kongreler düzenledi. Mustafa Kemal Paşa "Tek bir egemenlik var, o da Milli egemenliktir. Ülkeyi yine ulusun kendi gücü kurtaracaktır." diyordu. Yurdun dört bir tarafından gelen ulus temsilcileri -milletvekilleri- 23 Nisan 1920 günü Ankara'da Büyük Millet Meclisi'nde toplandı. Meclis, Mustafa Kemal Paşa'yı başkan seçti. Mustafa Kemal Paşa'nın önderliğinde Büyük Millet Meclisi Ulusal Kurtuluş Savaşı'nı başlattı. Bir yandan efeler, dadaşlar, seymenler bulundukları yörede düşmana karşı koydular. Öte yandan düzenli ordular İnönü'de, Sakarya'da, Dumlupınar'da savaştılar. Yurdumuz düşmanlardan kurtarıldı.<br />
<br />
Tahtını, rahatını düşünen padişah, yenilen düşmanla birlikte yurdumuzdan kaçtı. İmzalanan Lozan Barış Antlaşması ile yeni bir devlet doğdu. Bu doğan devletin yönetim biçimi henüz belirlenmemişti.<br />
<br />
İkinci dönem Büyük Millet Meclisi 11 Ağustos 1923'te ilk toplantısını yaptı. 13 Ekim 1923'te Ankara Başkent oldu. Atatürk ; düşmanın ülkeden atılıp sınırlarımızın belirlenmesinden sonra, çoktan beri tasarladığı cumhuriyetin ilanı üzerinde hazırlıklar yapmaya başladı. 28 Ekim 1923 akşamı yakın arkadaşlarını Çankaya'da yemeğe çağırdı. Onlara , "Yarın Cumhuriyet'i ilan edeceğiz." Dedi.<br />
<br />
29 Ekim 1923 günü Atatürk, milletvekilleri ile görüştükten sonra taslağı hazırlanan cumhuriyet önergesi Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne verildi. Meclis önergeyi kabul etti.<br />
<br />
Böylece ülkemizde cumhuriyet yönetimi kuruldu. Atatürk kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanı oldu. Cumhuriyet'in ilanı yurtta sevinç ve coşku ile karşılandı.Cumhuriyet; yurttaşların seçme ve seçilme hakkının olduğu bir yönetimdir. Ulus temsilcilerinin kabul ettiği yasalarla ülkenin yönetilmesidir. Cumhuriyet yönetiminde söz ulusundur. Cumhuriyet'i korumak, kollamak, yaşatmak her yurttaşın ödevidir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[29 Ekim 1923 ülkemizde cumhuriyet yönetiminin ilan edildiği gündür. Bugün ulusal bayram günüdür. Her yıl cumhuriyet yönetiminin ilanını 28 - 29 Ekim günleri Cumhuriyet Bayramı olarak coşkun törenlerle kutlarız.<br />
<br />
Cumhuriyet Yönetiminden önce devletimizin adı Osmanlı İmparatorluğu idi. Osmanlı Devleti, Osman Bey tarafından 1299'da Söğüt 'de kuruldu. Osmanlı devlet yöneticisine padişah denirdi. Osmanlı Devletini altı yüz yirmi dört yılda, otuz altı padişah yönetti. Son padişah Sultan Vahdettin'dir.<br />
<br />
Eskiden ülkelerde tek kişi egemendi. Ülkelerini diledikleri gibi yöneten bu kişilere padişah, şah, kral, hakan, sultan denirdi. Yönetim çoğu zaman babadan oğula geçerdi. Oğulun küçük olması, deli olması yönetici olmaya engel sayılmazdı. Böyle tek kişinin kendi başına buyruk, sorumsuz, denetimsiz yönetimine mutlakiyet denir. Mutlakiyet yönetiminde egemenlik kayıtsız şartsız tek bir kişidedir.<br />
<br />
Mutlakiyetle yönetilen ülkelerde zamanla hakana, padişaha, şaha, krala yardımcı olsun diye meclis kuruldu. Meclis üyeleri halkın dileklerini yöneticiye duyurur, yasa tasarısını hazırlardı. Bu yasa taslakları hakan, padişah, şah, kral tarafından benimsendiğinde yasalaşırdı. Bu yönetim biçimine Meşrutiyet denir. Ancak meclisin yetkileri genel olarak çok sınırlıdır. Osmanlı Devletinde 1876 ve 1908 yıllarında iki kez meşrutiyet ilan edildi.<br />
<br />
Üçüncü yönetim biçimi cumhuriyettir. Cumhuriyet'te egemenlik kayıtsız şartsız ulusundur. Ulus kendini yönetme yetkisini temsilcileri - milletvekilleri- aracılığı ile kullanır. Cumhuriyet yönetiminde yurttaşın seçme ve seçilme hakkı vardır. Seçilen temsilciler yasalar yapar, yöneticileri ulusu adına denetler. Yönetilenler dilerlerse seçimlerde yöneticilerini değiştirirler.<br />
<br />
ÜLKEMİZDE CUMHURİYETİN KURULUŞU<br />
<br />
Osmanlı İmparatorluğu'nda, ikinci Meşrutiyetin ilanından altı yıl sonra Birinci Dünya Savaşı başladı. 1914'te başlayan Birinci Dünya Savaşı'na dünyanın belli öbaşlı devletleri katıldı. Dört yıl süren savaş sonunda bizimle birlikte olan devletler yenildi. Savaş kurallarına göre biz de yenilmiş sayıldık. Ülkemiz İngilizler, Yunanlılar, Fransızlar, İtalyanlar tarafından paylaşıldı.<br />
<br />
Ulusuna inanan, güvenen Mustafa Kemal Paşa, 19 Mayıs 1919'da Samsun'a geldi. Erzurum'da, Sıvas'ta kongreler düzenledi. Mustafa Kemal Paşa "Tek bir egemenlik var, o da Milli egemenliktir. Ülkeyi yine ulusun kendi gücü kurtaracaktır." diyordu. Yurdun dört bir tarafından gelen ulus temsilcileri -milletvekilleri- 23 Nisan 1920 günü Ankara'da Büyük Millet Meclisi'nde toplandı. Meclis, Mustafa Kemal Paşa'yı başkan seçti. Mustafa Kemal Paşa'nın önderliğinde Büyük Millet Meclisi Ulusal Kurtuluş Savaşı'nı başlattı. Bir yandan efeler, dadaşlar, seymenler bulundukları yörede düşmana karşı koydular. Öte yandan düzenli ordular İnönü'de, Sakarya'da, Dumlupınar'da savaştılar. Yurdumuz düşmanlardan kurtarıldı.<br />
<br />
Tahtını, rahatını düşünen padişah, yenilen düşmanla birlikte yurdumuzdan kaçtı. İmzalanan Lozan Barış Antlaşması ile yeni bir devlet doğdu. Bu doğan devletin yönetim biçimi henüz belirlenmemişti.<br />
<br />
İkinci dönem Büyük Millet Meclisi 11 Ağustos 1923'te ilk toplantısını yaptı. 13 Ekim 1923'te Ankara Başkent oldu. Atatürk ; düşmanın ülkeden atılıp sınırlarımızın belirlenmesinden sonra, çoktan beri tasarladığı cumhuriyetin ilanı üzerinde hazırlıklar yapmaya başladı. 28 Ekim 1923 akşamı yakın arkadaşlarını Çankaya'da yemeğe çağırdı. Onlara , "Yarın Cumhuriyet'i ilan edeceğiz." Dedi.<br />
<br />
29 Ekim 1923 günü Atatürk, milletvekilleri ile görüştükten sonra taslağı hazırlanan cumhuriyet önergesi Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne verildi. Meclis önergeyi kabul etti.<br />
<br />
Böylece ülkemizde cumhuriyet yönetimi kuruldu. Atatürk kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanı oldu. Cumhuriyet'in ilanı yurtta sevinç ve coşku ile karşılandı.Cumhuriyet; yurttaşların seçme ve seçilme hakkının olduğu bir yönetimdir. Ulus temsilcilerinin kabul ettiği yasalarla ülkenin yönetilmesidir. Cumhuriyet yönetiminde söz ulusundur. Cumhuriyet'i korumak, kollamak, yaşatmak her yurttaşın ödevidir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Her kuşun eti yenmez]]></title>
			<link>http://www.skandalforum.com/showthread.php?tid=5371</link>
			<pubDate>Mon, 20 Oct 2008 11:01:36 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.skandalforum.com/showthread.php?tid=5371</guid>
			<description><![CDATA[Çölaşan, kendi deyimiyle "Doğan ve kalfası Ertuğrul'u" anlattı. Çölaşan'ın kitabından son bir not: Her kuşun eti yenmez...<br />
<br />
Gazeteci-yazar Emin Çölaşan, &#8216;&#8217;Kovulduk ey halkım, unutma bizi&#8217;&#8217; adlı kitabının ardından şimdi de, Sitemize Uye Olmadan Linkleri Goremezsiniz. Lutfen Giris Yapin veya Kayit Olun.. adını verdiği yeni bir kitap daha yazdı. Çölaşan, yeni kitabında işsiz kaldığı süreci anlatıyor. <br />
<br />
Hürriyet Gazetesi'nde 22 yıl çalıştıktan sonra işine son verilen ve bu süreci Sitemize Uye Olmadan Linkleri Goremezsiniz. Lutfen Giris Yapin veya Kayit Olun.. adı ile kitaplaştıran gazeteci-yazar Emin Çölaşan, ikinci bir kitap daha yazdı. Halen baskı aşamasında olan ve bir hafta sonra piyasaya verilmesi beklenen yeni kitabına &#8216;&#8217;Her Kuşun Eti Yenmez&#8217;&#8217; adını veren Çölaşan, işsiz kaldığı bir yıllık süreçte yaşadıklarını anlatıyor. <br />
<br />
Çölaşan, Gazeteport&#8217;a yaptığı açıklamada "Kitabımda, 14 Ağustos 2007 günü Hürriyet&#8217;ten kovulmamın ardından, işsiz bir gazeteci olarak yaşadığım olayları, vefasızlıkları, hüzün ve sevinçlerimi anlattım. Bir yıldır işsizim ama unutulmadığımı gördüm. Bu mutluluğu yazdım. Başbakan ile Doğan grubu arasında yaşanan son kavga ile de, kovulmamın asıl nedeninin ve haklılığımın nasıl ortaya çıktığını belgeledim" dedi. <br />
<br />
MEDYA PATRONLARI VE 'BAY PATRON' <br />
Çölaşan 269 sayfalık yeni kitabında, işsiz kaldığı dönemde kendisine gelen iş tekliflerine de yer veriyor. Bilgi Yayınevi'nden piyasaya çıkacak olan kitapta, medya patronları Aydın Doğan, Turgay Ciner, Mehmet Emin Karamehmet, Ahmet Çalık ve Cem Uzan ile ilgili ilginç detaylar da bulunuyor. <br />
<br />
Yeni kitabında Aydın Doğan&#8217;dan 'Bay Patron' adıyla bahseden Çölaşan, Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök ile ilgili detaylara da yer verdi. Aydın Doğan ile Özkök ilişkisini, Doğan&#8217;ın kızlarının konumlarını da anlatan Çölaşan, Aydın Doğan&#8217;ın dünü ve bugününü aktararak &#8216;&#8217; İki Aydın Doğan arasındaki farkları&#8217;&#8217; da analiz ediyor. Çölaşan kitabında &#8216;&#8217;Benim olayım, Aydın Doğan ve kalfası Ertuğrul&#8217;a gösterdi ki, her kuşun eti yenmez&#8217;&#8217; diye yazdı. <br />
<br />
&#8216;&#8217;GÖZLERİM DOLDU&#8217;&#8217; <br />
Çölaşan, Ertuğrul Özkök&#8217;ün 22 Temmuz 2007 seçimlerinden hemen sonra yazdığı bir yazıyı da kitabına aldı ve &#8216;&#8217;Bu yazıyı okuyunca kovulacağımı anladım&#8217;&#8217; diyerek gözlemlerine de yer verdi. Çölaşan, kovulduktan sonra yaşadığı vefasızlıklara da değinerek, bir zamanlar kendisine övgü düzen bazı isimlerin, bugün ne tür ilişkiler içinde olduklarını açıkladı. <br />
<br />
Kitapta Sabah gazetesinin ihale süreci ve iktidarın güdümüne nasıl girdiği de anlatılıyor. İşsiz kaldığı dönemde kimi zaman gözlerinin dolduğunu da çeşitli olaylardan örnekler vererek aktaran Çölaşan, Ergenekon soruşturmasına da değiniyor ve kendi telefonunun da dinlendiğini belirtiyor. <br />
<br />
RESMEN CİNER&#8217;DE <br />
Çölaşan kitabında Turgay Ciner&#8217;in 2009 yılı başında çıkarmayı planladığı yeni gazetede çalışmak için sözleşme imzaladığını da vurgulayarak, Ciner ile tanışmasını ve bu tanışmaya aracılık eden ünlü isimleri de açıkladı. Cumhuriyet Gazetesi'nden kendisine gelen &#8216;&#8217;Bizde çalış&#8217;&#8217; teklifini reddetme nedenlerine de ilk kez bu kitabında yer verdi. <br />
<br />
Çölaşan kitabında gazeteciler İlhan Selçuk, Serdar Turgut, Yavuz Semerci, Fatih Altaylı, Bekir Coşkun, Yavuz Donat, Oktay Ekşi, Nazlı Ilıcak, Mustafa Balbay, Bilal Çetin, Emin Özgönül, Saygı Öztürk, Talat Atilla, Kadir Çelik, Hakan Akpınar, Fehmi Koru, Fatih Çekirge ve Tuncay Özkan ile ilgili bazı olaylara ve anekdotlara da yer veriyor. Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ ile ilgili çok ilginç bir anısını da aktarıyor.<br />
<br />
<br />
<br />
Her Kuşun Eti Yenmez<br />
Yazar : Emin Çölaşan<br />
Yayınevi: Bilgi Yayınevi<br />
Sayfa Sayısı: 272]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Çölaşan, kendi deyimiyle "Doğan ve kalfası Ertuğrul'u" anlattı. Çölaşan'ın kitabından son bir not: Her kuşun eti yenmez...<br />
<br />
Gazeteci-yazar Emin Çölaşan, &#8216;&#8217;Kovulduk ey halkım, unutma bizi&#8217;&#8217; adlı kitabının ardından şimdi de, Sitemize Uye Olmadan Linkleri Goremezsiniz. Lutfen Giris Yapin veya Kayit Olun.. adını verdiği yeni bir kitap daha yazdı. Çölaşan, yeni kitabında işsiz kaldığı süreci anlatıyor. <br />
<br />
Hürriyet Gazetesi'nde 22 yıl çalıştıktan sonra işine son verilen ve bu süreci Sitemize Uye Olmadan Linkleri Goremezsiniz. Lutfen Giris Yapin veya Kayit Olun.. adı ile kitaplaştıran gazeteci-yazar Emin Çölaşan, ikinci bir kitap daha yazdı. Halen baskı aşamasında olan ve bir hafta sonra piyasaya verilmesi beklenen yeni kitabına &#8216;&#8217;Her Kuşun Eti Yenmez&#8217;&#8217; adını veren Çölaşan, işsiz kaldığı bir yıllık süreçte yaşadıklarını anlatıyor. <br />
<br />
Çölaşan, Gazeteport&#8217;a yaptığı açıklamada "Kitabımda, 14 Ağustos 2007 günü Hürriyet&#8217;ten kovulmamın ardından, işsiz bir gazeteci olarak yaşadığım olayları, vefasızlıkları, hüzün ve sevinçlerimi anlattım. Bir yıldır işsizim ama unutulmadığımı gördüm. Bu mutluluğu yazdım. Başbakan ile Doğan grubu arasında yaşanan son kavga ile de, kovulmamın asıl nedeninin ve haklılığımın nasıl ortaya çıktığını belgeledim" dedi. <br />
<br />
MEDYA PATRONLARI VE 'BAY PATRON' <br />
Çölaşan 269 sayfalık yeni kitabında, işsiz kaldığı dönemde kendisine gelen iş tekliflerine de yer veriyor. Bilgi Yayınevi'nden piyasaya çıkacak olan kitapta, medya patronları Aydın Doğan, Turgay Ciner, Mehmet Emin Karamehmet, Ahmet Çalık ve Cem Uzan ile ilgili ilginç detaylar da bulunuyor. <br />
<br />
Yeni kitabında Aydın Doğan&#8217;dan 'Bay Patron' adıyla bahseden Çölaşan, Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök ile ilgili detaylara da yer verdi. Aydın Doğan ile Özkök ilişkisini, Doğan&#8217;ın kızlarının konumlarını da anlatan Çölaşan, Aydın Doğan&#8217;ın dünü ve bugününü aktararak &#8216;&#8217; İki Aydın Doğan arasındaki farkları&#8217;&#8217; da analiz ediyor. Çölaşan kitabında &#8216;&#8217;Benim olayım, Aydın Doğan ve kalfası Ertuğrul&#8217;a gösterdi ki, her kuşun eti yenmez&#8217;&#8217; diye yazdı. <br />
<br />
&#8216;&#8217;GÖZLERİM DOLDU&#8217;&#8217; <br />
Çölaşan, Ertuğrul Özkök&#8217;ün 22 Temmuz 2007 seçimlerinden hemen sonra yazdığı bir yazıyı da kitabına aldı ve &#8216;&#8217;Bu yazıyı okuyunca kovulacağımı anladım&#8217;&#8217; diyerek gözlemlerine de yer verdi. Çölaşan, kovulduktan sonra yaşadığı vefasızlıklara da değinerek, bir zamanlar kendisine övgü düzen bazı isimlerin, bugün ne tür ilişkiler içinde olduklarını açıkladı. <br />
<br />
Kitapta Sabah gazetesinin ihale süreci ve iktidarın güdümüne nasıl girdiği de anlatılıyor. İşsiz kaldığı dönemde kimi zaman gözlerinin dolduğunu da çeşitli olaylardan örnekler vererek aktaran Çölaşan, Ergenekon soruşturmasına da değiniyor ve kendi telefonunun da dinlendiğini belirtiyor. <br />
<br />
RESMEN CİNER&#8217;DE <br />
Çölaşan kitabında Turgay Ciner&#8217;in 2009 yılı başında çıkarmayı planladığı yeni gazetede çalışmak için sözleşme imzaladığını da vurgulayarak, Ciner ile tanışmasını ve bu tanışmaya aracılık eden ünlü isimleri de açıkladı. Cumhuriyet Gazetesi'nden kendisine gelen &#8216;&#8217;Bizde çalış&#8217;&#8217; teklifini reddetme nedenlerine de ilk kez bu kitabında yer verdi. <br />
<br />
Çölaşan kitabında gazeteciler İlhan Selçuk, Serdar Turgut, Yavuz Semerci, Fatih Altaylı, Bekir Coşkun, Yavuz Donat, Oktay Ekşi, Nazlı Ilıcak, Mustafa Balbay, Bilal Çetin, Emin Özgönül, Saygı Öztürk, Talat Atilla, Kadir Çelik, Hakan Akpınar, Fehmi Koru, Fatih Çekirge ve Tuncay Özkan ile ilgili bazı olaylara ve anekdotlara da yer veriyor. Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ ile ilgili çok ilginç bir anısını da aktarıyor.<br />
<br />
<br />
<br />
Her Kuşun Eti Yenmez<br />
Yazar : Emin Çölaşan<br />
Yayınevi: Bilgi Yayınevi<br />
Sayfa Sayısı: 272]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İsme göre karakter analizi ! İşte baş harflerine göre şekillenen kişilikler...]]></title>
			<link>http://www.skandalforum.com/showthread.php?tid=5370</link>
			<pubDate>Sun, 19 Oct 2008 00:41:19 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.skandalforum.com/showthread.php?tid=5370</guid>
			<description><![CDATA[A: İlla da ilişkilerinizde romantizm diye tutturduğunuz söylenemez! Daha çok aksiyonla ilgilisiniz. Hareket lazım size, hareket. Üstelik uğraştığınız her şeyde. Flört edecek kadar sabırlı değilsiniz. Ama dobralığınıza söyleyecek hiçbir şey yok. Eşiniz çok çekici olmalı. Özellikle fiziksel yönden. Çünkü bir şehvet düşkünü olarak siz buna çok önem verirsiniz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[A: İlla da ilişkilerinizde romantizm diye tutturduğunuz söylenemez! Daha çok aksiyonla ilgilisiniz. Hareket lazım size, hareket. Üstelik uğraştığınız her şeyde. Flört edecek kadar sabırlı değilsiniz. Ama dobralığınıza söyleyecek hiçbir şey yok. Eşiniz çok çekici olmalı. Özellikle fiziksel yönden. Çünkü bir şehvet düşkünü olarak siz buna çok önem verirsiniz.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Blu-ray sürücüleri, format uyuşmazlığı nediyle Blu-ray filmleri oynatamayacak.]]></title>
			<link>http://www.skandalforum.com/showthread.php?tid=5369</link>
			<pubDate>Sun, 19 Oct 2008 00:36:11 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.skandalforum.com/showthread.php?tid=5369</guid>
			<description><![CDATA[Bilgisayara Blu-ray film yok<br />
<br />
Sony'nin Blu-ray sürücüleri, format uyuşmazlığı ve kod çözücü yazılım eksikliği sebebiyle Blu-ray filmleri oynatamayacak.<br />
<br />
16/10/2008<br />
<br />
Bir CD sürücüde VCD izleyememek kadar saçma ama gerçek: Sony'nin ilk Blu-ray sürücüsü (oynatıcıları değil, bilgisayara takılan sürücüsü) BWU-100A "teknoloji yetmezliği"nden dolayı Blu-ray'in en çok öne çıktığı özellik olan yüksek tanımlı filmleri oynatamıyor. Sony yetkililerinin açıkladığı kadarıyla, bu durumun sebebi, bilgisayarların Blu-ray koruma tekniği olan HDCP'yi çözememesi, HDMI sahibi bilgisayarların henüz yaygın olmaması ve formatı oynatacak kod çözücülerin (codec) varolmaması.<br />
E iyi de, tam da satışların patladığı Noel dönemi arefesinde böyle bir duyuru yapılınca, Blu-ray'in HD-DVD'yi yeryüzünden silmiş olmasının anlamı kalmadı ki?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bilgisayara Blu-ray film yok<br />
<br />
Sony'nin Blu-ray sürücüleri, format uyuşmazlığı ve kod çözücü yazılım eksikliği sebebiyle Blu-ray filmleri oynatamayacak.<br />
<br />
16/10/2008<br />
<br />
Bir CD sürücüde VCD izleyememek kadar saçma ama gerçek: Sony'nin ilk Blu-ray sürücüsü (oynatıcıları değil, bilgisayara takılan sürücüsü) BWU-100A "teknoloji yetmezliği"nden dolayı Blu-ray'in en çok öne çıktığı özellik olan yüksek tanımlı filmleri oynatamıyor. Sony yetkililerinin açıkladığı kadarıyla, bu durumun sebebi, bilgisayarların Blu-ray koruma tekniği olan HDCP'yi çözememesi, HDMI sahibi bilgisayarların henüz yaygın olmaması ve formatı oynatacak kod çözücülerin (codec) varolmaması.<br />
E iyi de, tam da satışların patladığı Noel dönemi arefesinde böyle bir duyuru yapılınca, Blu-ray'in HD-DVD'yi yeryüzünden silmiş olmasının anlamı kalmadı ki?]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Microsoft: Vista'yı Es Geçebilirsiniz, Windows 7'yi Bekleyin]]></title>
			<link>http://www.skandalforum.com/showthread.php?tid=5368</link>
			<pubDate>Sun, 19 Oct 2008 00:18:57 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.skandalforum.com/showthread.php?tid=5368</guid>
			<description><![CDATA[Şirketler doğal olarak ekonomi konusunda bireylerden çok daha duyarlı olmak zorunda. En az mailyetle en güncel teknolojilerden faydalanmak istiyorlar. Elbette, Google ve IBM gibi sektörün devleri liderliklerini devam ettirmek adına hiçbir masraftan çekinmiyorlar ancak küçük ve orta büyüklükteki şirketler zarar etmemek için kılı kırk yarmaktalar.<br />
<br />
Açıkçası iş dünyasının önemli bir bölümü büyük masraf edip Vista'ya geçmek için yeterli sebep göremiyorlar çünkü Vista XP'den daha güncel olsa bile bazı güçlü donanımlara gereksinim duyan bir işletim sistemi. Firmalar Vista için sadece toplu lisans ücreti ödemiyorlar, aynı zamanda kendi bünyelerindeki eski bilgisayarları da yenilemek zorunda kalıyorlar. Bu, binlerce iş bilgisayarına sahip şirketler için hatırı sayılır bir harcamaya denk gelmekte. Microsoft da bu durumun bilincinde.<br />
<br />
<br />
<br />
Microsoft'un CEO'su Steve Ballmer, devamlı müşterileri olan şirketlerin ve kullanıcıların Vista'yı es geçme kararlarına "saygı duyacaklarını" bildirdi. Ne de olsa Windows 7 yaklaşık 1 sene sonra hazır olacak ve bazı firmalar doğrudan Windows 7'ye geçmenin mantıklı bir adım olacağını savunuyorlar. Öte yandan Microsoft, 7 Vista'nın bir devamı gibi olduğu için fazla bozuntuya vermiyor. Şirketlere ve Vista'ya olumsuz referans veren kullanıcılara resmen  "isterseniz Windows 7'yi bekleyin" mesajını veriyor. Sonuçta Vista ve 7 birbiriyle tam uyumlular. Yeni optimizasyonlarla firmaların Windows 7'ye hemen geçmeleri için yeterli sebepleri olabilir.<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Şirketler doğal olarak ekonomi konusunda bireylerden çok daha duyarlı olmak zorunda. En az mailyetle en güncel teknolojilerden faydalanmak istiyorlar. Elbette, Google ve IBM gibi sektörün devleri liderliklerini devam ettirmek adına hiçbir masraftan çekinmiyorlar ancak küçük ve orta büyüklükteki şirketler zarar etmemek için kılı kırk yarmaktalar.<br />
<br />
Açıkçası iş dünyasının önemli bir bölümü büyük masraf edip Vista'ya geçmek için yeterli sebep göremiyorlar çünkü Vista XP'den daha güncel olsa bile bazı güçlü donanımlara gereksinim duyan bir işletim sistemi. Firmalar Vista için sadece toplu lisans ücreti ödemiyorlar, aynı zamanda kendi bünyelerindeki eski bilgisayarları da yenilemek zorunda kalıyorlar. Bu, binlerce iş bilgisayarına sahip şirketler için hatırı sayılır bir harcamaya denk gelmekte. Microsoft da bu durumun bilincinde.<br />
<br />
<br />
<br />
Microsoft'un CEO'su Steve Ballmer, devamlı müşterileri olan şirketlerin ve kullanıcıların Vista'yı es geçme kararlarına "saygı duyacaklarını" bildirdi. Ne de olsa Windows 7 yaklaşık 1 sene sonra hazır olacak ve bazı firmalar doğrudan Windows 7'ye geçmenin mantıklı bir adım olacağını savunuyorlar. Öte yandan Microsoft, 7 Vista'nın bir devamı gibi olduğu için fazla bozuntuya vermiyor. Şirketlere ve Vista'ya olumsuz referans veren kullanıcılara resmen  "isterseniz Windows 7'yi bekleyin" mesajını veriyor. Sonuçta Vista ve 7 birbiriyle tam uyumlular. Yeni optimizasyonlarla firmaların Windows 7'ye hemen geçmeleri için yeterli sebepleri olabilir.<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Japonların Gothicleri...]]></title>
			<link>http://www.skandalforum.com/showthread.php?tid=5367</link>
			<pubDate>Sat, 18 Oct 2008 11:08:36 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.skandalforum.com/showthread.php?tid=5367</guid>
			<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Karl Heinz Feldkamp üçüncü kez Galatasaray'da!]]></title>
			<link>http://www.skandalforum.com/showthread.php?tid=5366</link>
			<pubDate>Sat, 18 Oct 2008 10:59:32 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.skandalforum.com/showthread.php?tid=5366</guid>
			<description><![CDATA[Galatasaray'da 'resmen' göreve başladığı açıklanmayan Karl Heinz Feldkamp, Olympiakos-Panthrakikos karşılaşmasını izlemek üzere sarı-kırmızılı kulüp adına yarın akşam Giorgos Karaiskakis Stadı'nda olacak .. <br />
Karl Heinz Feldkamp üçüncü kez Galatasaray'da! Geçen sezon 28. haftada istifa eden Alman teknik adam, Galatasaray'ın UEFA Kupası'nda karşılaşacağı Olympiakos'un yarın Yunanistan Ligi'nde oynayacağı Panthrakikos karşılaşmasını Giorgos Karaiskakis Stadı'nda takip edecek ve hazırladığı raporu teknik direktör Michael Skibbe'ye iletecek. Üç gün önce Olympiakos Kulübü'ne çektiği faksta karşılaşmayı teknik ekibinden Tolga Demirtaş'ın izleyeceğini bildiren Galatasaray Kulübü, bir gün sonra Yunan ekibine ikinci bir faks geçerek maçı sarı-kırmızılı kulüp adına "resmen" Karl Heinz Feldkamp'ın takip edeceğini bildirdi. Skibbe'nin yardımcıları Boekamp ve Ümit Davala'nın görevden alınması öncesinde danışman olarak kulübe döndüğü iddia edilen Karl Heinz Feldkamp hakkında Galatasaray yönetimi resmen göreve başladığına dair sözlü ya da resmi sitesinden yazılı bir açıklama yapmamıştı. <br />
<br />
"KALLİ İPLERİ ELİNE ALDI" <br />
Olympiakos da resmi sitesinde Galatasaray adına bildirilen ilk ismin Tolga Demirtaş olduğunu ancak daha sonra Feldkamp'ın isminin kendilerine bildirildiğini açıkladı. Geçen sezon beraber çalıştığı Burak Dilmen'in tekrar antrenör olarak işbaşı yapmasının ardından, Alman hocanın Olympiakos maçına gidecek olması, "Kalli Florya'da iplerini yine eline aldı" şeklinde yorumlandı. <br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Galatasaray'da 'resmen' göreve başladığı açıklanmayan Karl Heinz Feldkamp, Olympiakos-Panthrakikos karşılaşmasını izlemek üzere sarı-kırmızılı kulüp adına yarın akşam Giorgos Karaiskakis Stadı'nda olacak .. <br />
Karl Heinz Feldkamp üçüncü kez Galatasaray'da! Geçen sezon 28. haftada istifa eden Alman teknik adam, Galatasaray'ın UEFA Kupası'nda karşılaşacağı Olympiakos'un yarın Yunanistan Ligi'nde oynayacağı Panthrakikos karşılaşmasını Giorgos Karaiskakis Stadı'nda takip edecek ve hazırladığı raporu teknik direktör Michael Skibbe'ye iletecek. Üç gün önce Olympiakos Kulübü'ne çektiği faksta karşılaşmayı teknik ekibinden Tolga Demirtaş'ın izleyeceğini bildiren Galatasaray Kulübü, bir gün sonra Yunan ekibine ikinci bir faks geçerek maçı sarı-kırmızılı kulüp adına "resmen" Karl Heinz Feldkamp'ın takip edeceğini bildirdi. Skibbe'nin yardımcıları Boekamp ve Ümit Davala'nın görevden alınması öncesinde danışman olarak kulübe döndüğü iddia edilen Karl Heinz Feldkamp hakkında Galatasaray yönetimi resmen göreve başladığına dair sözlü ya da resmi sitesinden yazılı bir açıklama yapmamıştı. <br />
<br />
"KALLİ İPLERİ ELİNE ALDI" <br />
Olympiakos da resmi sitesinde Galatasaray adına bildirilen ilk ismin Tolga Demirtaş olduğunu ancak daha sonra Feldkamp'ın isminin kendilerine bildirildiğini açıkladı. Geçen sezon beraber çalıştığı Burak Dilmen'in tekrar antrenör olarak işbaşı yapmasının ardından, Alman hocanın Olympiakos maçına gidecek olması, "Kalli Florya'da iplerini yine eline aldı" şeklinde yorumlandı. <br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[NVidia ForceWare 178.24 - WHQL sürücüleri]]></title>
			<link>http://www.skandalforum.com/showthread.php?tid=5365</link>
			<pubDate>Thu, 16 Oct 2008 00:56:56 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.skandalforum.com/showthread.php?tid=5365</guid>
			<description><![CDATA[NVidia, GeForce 6,7,8,9 ve 200 serisi ekran kartları için 178.24 versiyon numaralı yeni Windows XP ve Windows Vista ForceWare sürücülerini yayımladı. Yeni piyasaya sürülen anakartlara monte edilmiş (onboard) olan GeForce 9 serisi ekran kartlarına da destek veren, 8.09.04 versiyon numaralı NVidia PhysX sürücülerini bünyesinde barındıran ve bazı oyunlarda görülebilen hataları gideren sürücüleri aşağıdaki linklerden indirebilirsiniz.<br />
<br />
Sitemize Uye Olmadan Linkleri Goremezsiniz. Lutfen Giris Yapin veya Kayit Olun..<br />
Sitemize Uye Olmadan Linkleri Goremezsiniz. Lutfen Giris Yapin veya Kayit Olun..<br />
Sitemize Uye Olmadan Linkleri Goremezsiniz. Lutfen Giris Yapin veya Kayit Olun..<br />
Sitemize Uye Olmadan Linkleri Goremezsiniz. Lutfen Giris Yapin veya Kayit Olun..<br />
<br />
Ayrıca NVidia, ekran kartlarımızın sıcaklıklarını görmemize yarayan NVidia System Tools'un 6.03 versiyonunu da yayımladı. NVidia System Tools'u Sitemize Uye Olmadan Linkleri Goremezsiniz. Lutfen Giris Yapin veya Kayit Olun.. indirebilirsiniz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[NVidia, GeForce 6,7,8,9 ve 200 serisi ekran kartları için 178.24 versiyon numaralı yeni Windows XP ve Windows Vista ForceWare sürücülerini yayımladı. Yeni piyasaya sürülen anakartlara monte edilmiş (onboard) olan GeForce 9 serisi ekran kartlarına da destek veren, 8.09.04 versiyon numaralı NVidia PhysX sürücülerini bünyesinde barındıran ve bazı oyunlarda görülebilen hataları gideren sürücüleri aşağıdaki linklerden indirebilirsiniz.<br />
<br />
Sitemize Uye Olmadan Linkleri Goremezsiniz. Lutfen Giris Yapin veya Kayit Olun..<br />
Sitemize Uye Olmadan Linkleri Goremezsiniz. Lutfen Giris Yapin veya Kayit Olun..<br />
Sitemize Uye Olmadan Linkleri Goremezsiniz. Lutfen Giris Yapin veya Kayit Olun..<br />
Sitemize Uye Olmadan Linkleri Goremezsiniz. Lutfen Giris Yapin veya Kayit Olun..<br />
<br />
Ayrıca NVidia, ekran kartlarımızın sıcaklıklarını görmemize yarayan NVidia System Tools'un 6.03 versiyonunu da yayımladı. NVidia System Tools'u Sitemize Uye Olmadan Linkleri Goremezsiniz. Lutfen Giris Yapin veya Kayit Olun.. indirebilirsiniz.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Estonya: 0 - Türkiye: 0]]></title>
			<link>http://www.skandalforum.com/showthread.php?tid=5364</link>
			<pubDate>Thu, 16 Oct 2008 00:48:20 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.skandalforum.com/showthread.php?tid=5364</guid>
			<description><![CDATA[19. Dünya Kupası Avrupa Elemeleri 5. Grup'taki 4. maçında (A) Milli Takımımız, deplasmanda Estonya ile golsüz berabere kalarak gruptaki puannını 8'e yükseltti. Estonya ise ilk puanını alarak hiç de kolay lokma olmadığını gösterdi.<br />
Maça iki takım da kontrollü başladı. 10. dakikadan sonra oyuna ağırlığını koymaya başlayan ay yıldızlılar, Sabri'nin sağdan, Arda'nın da soldan getirdiği topları Halil ile buluşturarak etkili olmaya çalıstı. Teknik direktor Fatih Terim, istediği sonucu alamayınca, 35. dakikada Nuri'nin yerine Mevlüt'ü alarak çift forvete döndü.<br />
<br />
2. dakikada Vunk'un uzaktan şutunda, top üstten auta çıktı.<br />
<br />
8. dakikada Sabri uzaktan sert vurdu, ancak meşin yuvarlak üstten auta gitti.<br />
<br />
17. dakikada kazanılan serbest vuruşu kulananan Sabri'nin vuruşunda, top üstten auta çıktı.<br />
<br />
21. dakikada sol taraftan ceza alanına giren Hakan Balta'nın vuruşunda, meşin yuvarlak yan direkten döndü.<br />
<br />
24. dakikada Oper'in kaleciyle karş karşıya kaldığı pozisyonda İbrahim Kaş, son anda araya girerek tehli***i önledi.<br />
<br />
25. dakikada Arda'nın sol taraftan yaptığı ortada Hakan Balta'nın kafayla indirdiği top Halil'in önünde kaldı. Bu futbolcunun aşırtma vuruşunda, kaleci son anda topu çeldi.<br />
<br />
Kalan dakikalarda iki takımın çabası da gol getirmedi ve ilk yarı golsüz eşitlikle kapandı.<br />
<br />
Stat: Le Coq Arena<br />
<br />
Hakemler: Robert Malek, Krysztof Myrmus, Konrad Sapela (Polonya)<br />
<br />
Estonya: Londak, Şişov, Barengrub, Piiroja, Kruglov, Vunk, Dmitrijev, Klavan, Vassiljev, Oper, Voskoboinikov<br />
<br />
Türkiye: Volkan Demirel, Servet, Hakan Balta, İbrahim Kaş, Sabri, Arda, Aurelio, Kazım, Halil, Ayhan, Nuri <br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[19. Dünya Kupası Avrupa Elemeleri 5. Grup'taki 4. maçında (A) Milli Takımımız, deplasmanda Estonya ile golsüz berabere kalarak gruptaki puannını 8'e yükseltti. Estonya ise ilk puanını alarak hiç de kolay lokma olmadığını gösterdi.<br />
Maça iki takım da kontrollü başladı. 10. dakikadan sonra oyuna ağırlığını koymaya başlayan ay yıldızlılar, Sabri'nin sağdan, Arda'nın da soldan getirdiği topları Halil ile buluşturarak etkili olmaya çalıstı. Teknik direktor Fatih Terim, istediği sonucu alamayınca, 35. dakikada Nuri'nin yerine Mevlüt'ü alarak çift forvete döndü.<br />
<br />
2. dakikada Vunk'un uzaktan şutunda, top üstten auta çıktı.<br />
<br />
8. dakikada Sabri uzaktan sert vurdu, ancak meşin yuvarlak üstten auta gitti.<br />
<br />
17. dakikada kazanılan serbest vuruşu kulananan Sabri'nin vuruşunda, top üstten auta çıktı.<br />
<br />
21. dakikada sol taraftan ceza alanına giren Hakan Balta'nın vuruşunda, meşin yuvarlak yan direkten döndü.<br />
<br />
24. dakikada Oper'in kaleciyle karş karşıya kaldığı pozisyonda İbrahim Kaş, son anda araya girerek tehli***i önledi.<br />
<br />
25. dakikada Arda'nın sol taraftan yaptığı ortada Hakan Balta'nın kafayla indirdiği top Halil'in önünde kaldı. Bu futbolcunun aşırtma vuruşunda, kaleci son anda topu çeldi.<br />
<br />
Kalan dakikalarda iki takımın çabası da gol getirmedi ve ilk yarı golsüz eşitlikle kapandı.<br />
<br />
Stat: Le Coq Arena<br />
<br />
Hakemler: Robert Malek, Krysztof Myrmus, Konrad Sapela (Polonya)<br />
<br />
Estonya: Londak, Şişov, Barengrub, Piiroja, Kruglov, Vunk, Dmitrijev, Klavan, Vassiljev, Oper, Voskoboinikov<br />
<br />
Türkiye: Volkan Demirel, Servet, Hakan Balta, İbrahim Kaş, Sabri, Arda, Aurelio, Kazım, Halil, Ayhan, Nuri <br />
]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>